Özgür Özel’den ‘gri liste’ açıklaması: ‘Türkiye’yi bu utançla yüzleştiren iktidardır’

Özgür Özel’den ‘gri liste’ açıklaması: ‘Türkiye’yi bu utançla yüzleştiren iktidardır’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bugün ‘gri liste’den çıkmakla övünüyoruz. Buradan hatırlatalım; biz ‘gri liste’ye 2021 yılında girdik. Biz ‘gri liste’ye bugün son günlerde hızla yapılan bazı kanuni düzenlemeler yapılmadığı için girdik. ‘Gri liste’den çıkarılmamızdan bir gece önce ‘siyasi değerlendirmelerle bizi orada tutacaklar mı’ gibi tuhaf değerlendirmelerle yani özgüveni eksik bir şekilde yarım yamalak Burkina Faso’nun olduğu yerden kurtulduk. Ama üç yıldır bizi orada tutan ve Türkiye’yi bu utançla yüzleştiren iktidardan başkası değildi” dedi

CHP’nin İstanbul Planlama Ajansı’nda düzenlediği ve üç gün sürecek “Yurt Dışı Birlikleri İkinci Yüzyıl Vizyon Çalıştay“ı başladı.

Çalıştayın ilk günkü programına CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları İlhan Uzgel ve Ensar Aytekin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, milletvekilleri ve belediye başkanları katıldı.

Özel, çalıştayda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

”Burada bizim açımızdan yurtdışında biraz önce Ensar Başkan’ın ifade ettiği gibi iktidar partisinin yarısı kadar oy aldığımız bir son seçim pratiğimiz var ve şöyle bir gerçeklikle karşı karşıyayız; cam tavanı yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da kırmak gibi bir sorumluluğumuz var. Yurtdışı seçmenlerde oy kullanma oranının yüzde 50’lerde kalıyor olması hem de en üst düzey motivasyonun yaşandığı yüzüncü yıldaki seçimde dahi yüzde 50 oranında kalması ve yapılan bütün analizlerde sandığa gitmeyen seçmenin aslında Türkiye’deki iktidara yakın bakmayan, uygulamalarından memnun olmayan, sandık başına gittiği takdirde iktidardan yana oy kullanmayacak seçmen olduğuyla ilgili ortaklaşılan tespitler aslında önümüzde ne büyük bir görev, fırsat olduğunu da ortaya koyuyor.

Hep birlikte biz ulaşamadıklarımıza ulaşmak, ikna edemediklerimizi ikna etmek ve onları sandığa çağırma noktasında ne kadar başarılı olursak işte aradaki fark o kadar hızla kapanacak. Ve bu sefer biz belki bir sonraki seçimden sonra hep yurtiçinde hem yurtdışında birinci parti olabilmiş olmanın mutluluğunu birlikte paylaşacağız. Aslında rakamlara baktığımızda hangi ülkelerde oy kullanıldı, biz bu ülkelerin kaçında birinci partiyiz diye bakarsanız 74 seçim çevresinde yurtdışında oy kullanıldı biz bunlardan 40’ında birinci partiyiz. Ve katılım oranının düşük olduğu her yerde ikinci üçüncü partiyiz. O yüzden esas yapmamız gerekenin ne olduğu ortada. Ama diğer taraftan da biraz önce değerli Ekrem Başkanımızın altını çizdiği bir husus var. Sizlere sadece yurtdışından oyları, seçmenleri bulacak, sandığa taşıyacak, oyları sayacak kişiler olarak bakarsak bu da büyük haksızlık ve indirgemeci bir tutum olur.

Esas olarak sizler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin şu anda Cumhuriyetin ikinci yüzyılında dünyanın dört bir yanında temsil eden kişilerisiniz, oradaki yüzlerisiniz. Oradaki soydaşlarımızın, vatandaşlarımızın ya da Türk vatandaşı olmasa da Türkiye’den oraya gitmiş ve şu anda o ülkelerin sadece vatandaşı olan bizim soydaşlarımızın siz oralarda hem temsilcileri hem onların sorunlarını bize taşıyacak kişiler hem de dünyanın bugün için 21 farklı ülkesinde ama yarın dünyadaki 74 farklı seçim çevresinde hem partisini temsil eden hem oradaki siyaset pratiklerine tanıklık eden ve onları partisine aktararak, oradaki iyi uygulamaları, olumlu gelişmeleri yada kötü tecrübeleri buraya aktaracak, siyasi analizler yapacak, o ülkelerin nabzını tutacak ve buraya aktaracak temsilcilerimizsiniz. Biz sizleri hem emeğinizle hem entelektüel birikiminizle hem kendiniz ve örgütünüzü geliştirmeye yönelik kapasitenizle son derece önemsiyoruz ve bu noktada bizlerin birinci ve sizlerin birinci görevi bulunduğunuz bölgelerde elbette kanaat önderisiniz, elbette seçilmiş liderlersiniz ama insan kaynağı olarak oradaki örgütümüzü nitelik ve nicelik açısından geliştirmek gibi bir sorumluluğunuz var ve biz bunu son derece önemsiyoruz.

ÖZEL, YURTDIŞINDA YAŞAYAN YURTTAŞLARA SESLENDİ

5-6 milyonu Avrupa’da olmak üzere 7 milyondan fazla vatandaşımız yurtdışında yaşıyor. CHP sadece yurt içinde 86 milyon vatandaşımızın değil eskiden gurbet dediğimiz şimdiki ikinci vatanlarındaki milyonlarca insanımızın da baba ocağıdır, baba evidir. Türkiye ittifakı sadece yurtiçinde kullandığımız bir söylem değil yurtdışındaki seçmenlere de sıkça hatırlatmamız gereken ve onlarla kurmamız gereken çok önemli bir gönül bağıdır çünkü bu baba ocağının bir tane sahibi vardır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Yurt dışındaki sizlerin eğitimden sağlığa, sosyal haklardan ekonomik meselelere kadar pek çok sıkıntıları çözülmesi gereken pek çok sorunları olduğun bilincindeyiz. İhtiyaç olan sorunları tespit edip doğru çözümlerin peşinden giden bir siyasi anlayışı hakim kılmak, biz öz eleştiri yapmamız gerekiyorsa biz bu öz eleştiriyi bu üç günlük çalıştayda açık yüreklilikle birbirimizin hukukuna saygı duyarak, nezaket çerçevesini terk etmeden kararlılıkla dile getirmeliyiz. Eleştiriden ve öz eleştiriden güçleneceğimizi hatalarımızı konuşmaktan çekinmememiz gerektiğini ve doğruları hep birlikte bulmamızın önemini bir kez daha altını çiziyorum.

Biz sizlerin sorunlarına eğilmedikçe sizlerin iyi gününde kötü gününde yanında olmadıkça başka yapıların, oluşumların, örgütlerin bu boşluğu doldurduğunu bilmemiz lazım. Yurt dışında yaşayan Türklerin, yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ya da Türkiye’yle bağı olan herkesin derdiyle dertlenmek iyi kötü gününde onunla birlikte olmak ve sorununa temas etmek çok önemli. Aksi takdirde birtakım cemaat, tarikat, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğiyle ilgili sizinle bizimle ortak hayaller kurmayanların, Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak değil de Türkiye’yi çok başka coğrafyaların bir parçası haline getirmek isteyenlerin, demokratik bir örgütlenme yerine bambaşka yapıların örgütlenmelerini güçlendirmeye çalışanların alan bulduğunu görmemiz gerekiyor.

Önümüzdeki dönemde tüm sorunları ülkeler üzerinde ve tüm ülkelerin ortak sorunlarının genelinde ayrı ayrı ele almak, irdelemek, tartışmak durumundayız. Yurtdışında yaşayan sizlerin sorunlarını beklentilerini sadece örgütsel bazda değil gerekirse Meclis’teki komisyonlarda, TBMM’nin genel kurulunda ve kamuoyuna açık tüm alanlarda gündemleştirmek CHP’nin sorumluluğudur ve bu çalışmaların kararlılıkla ve artarak yürütülmesi gerekmektedir.

“SİZİ DİNLERLER ANCAK SADECE ACI ACI TEBESSÜM EDERLER”

Aşırı sağı besleyen faktörlerin başında şüphesiz gelir adaletsizliği, zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum ve bunun ülkedeki göçmenlere mal edilmesi ve onların sorumlu tutularak, onların üzerinden yürütülen kurulan bir nefret dilinin aşırı sağı beslediğiyle ilgili tespiti burada bir kez daha ifade etmek gerekiyor ve bu yüzden de aşırı sağın hedefinde yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın geçmişte olduğu gibi, olacağının bunun söylemsel boyutta olduğu gibi hakların aşındırılması noktasında ve hatta geçişte çok büyük acılar bize yaşatan saldırılar birtakım katliamlar noktasında da bizleri endişelendirdiğini ve bu tehlikeyi görmezden gelemeyeceğimizi ifade emek gerekiyor.

Avrupa Birliği’ne tam üyelik partimizin başlattığı ülkemizin 60 yıllık bir hedefi. Otoriter popülist bir iktidarın hedefinin Avrupa Birliği olamayacağı açıktı, Türkiye bunu bir kez daha yaşadığı pratikle ortaya koydu. Her ne kadar CHP’nin önümüzdeki dönem Avrupa Birliği’ne tam üyelik noktasında ifade ettiği kararlılık, dış ilişkiler noktasında ortaya koyduğumuz yeni heyecan, enerji, vizyon. Bu noktada dünya liderlerinin ülkemizle birlikte partimize, partimizle birlikte ülkemize yeni bir bakış açısı kazanmış olmaları, onlarla kuruduğumuz yakın ilişkiler, diyaloglar bugün iktidar partisini yeniden Avrupa Birliği hedefini hatırlama noktasına getirdi.

Erdoğan’ın uzun süredir ağzına almadığı hatta her aldığında bir polemik alanı olarak iç politika malzemesi yaptığı Avrupa Birliği ilişkilerini yeniden hatırlamış olmasını önemsiyoruz ancak çokta ciddiye almıyoruz. Çünkü güpegündüz havai fişekler atarak kutlanan bir başlangıç bir kilometre taşı günden sonra bugün savurulduğumuz nokta iktidarın bu konuda samimi olmadığını gösteriyor.

“AYM KARARLARINA UYMUYORSANIZ AB DİYE BİR HAYALİNİZ OLAMAZ”

Siz 75 yıl önce kurduğunuz Avrupa Konseyi’nde şimdi Strazburg’daki bir başka binadaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına ısrarla direnirseniz, Anayasa’nızda yazıyor olmasına rağmen Uluslararası anlaşmaları uygulamazsanız, İstanbul’un ismiyle anılan ve hepimiz açısından övünç kaynağı olan İstanbul Sözleşmesi’ne tüm partilerin katıldığı bir oylamada oy birliğiyle karar vermişken bir gece yarısı birkaç sapkın oyun peşine düşerek bir imzayla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilirseniz, ülkenizin Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uymuyorsanız, mahkeme kararlarını hiçe sayıyorsanız, kuvvetler ayrılığı ki demokrasinin ve kalkınmanın olmazsa olmaz ön şartıdır onun üzerinde tepiniyor sadece yürütmedeki yetkilerinizle yetinmiyor yasamaya talimatlar veriyor hatta onun yetkilerini yetki aşımlarıyla kararnamelerle kullanıyor, buna karşı AYM kararlarını yeniden boşa düşürüyor ve tüm yargı organları üzerinde bir vesayet kuruyorsanız sizin Avrupa Birliği diye bir hayaliniz olamaz.

Avrupa Birliği ile bu yaptıklarınızı aynı cümle içinde andığınızda karşınızdakiler sizi dinlerler ancak sadece acı acı tebessüm ederler. Ve maalesef karşınızdakiler sizi elverişli pazarlık edilebilecek Suriyeli sığınmacılar için bir kampa dönüştürülebilecek, parasını verip kullandığınız, parasını verip susturdukları bir paydaş olarak görürler. Sizi asla gelecekte aynı parlamentoda temsil edilebilecek bir ortak, bir aday ülke olarak görmezler.

Paylaş