08 Aralık 2019 Pazar

''Senin derdin karma eğitimi yok etmek''

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “öğrenci evi” açıklamasına ilişkin, “Senin derdin yurt sorunu değil, senin derdin karma eğitimi ben nasıl yok ederim, senin derdin o” derken, “Suudi Arabistan’da kadınlar mücadele ediyor, ‘araba kullanacağız’ diye, yarın sizin için de böyle bir yasak gelirse hiç şaşmayın” dedi.

05 Kasım 2013 Salı 16:38
''Senin derdin karma eğitimi yok etmek''
TBMM - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kadının bedeni ve giysisi üzerinden siyasete son. 'Kadın nasıl giyinecek?' Sana ne kardeşim, nasıl isterse giyinir. Kadının giysisi üzerinden, hep bununla kadınları meşgul ettiler. Cambaza bak politikasını uyguladılar, kadının haklarını parça parça elinden aldılar. Şimdi kadınların uyanma zamanı" dedi. 

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Toplantının açılışında Atina'ya Cami Yapma ve Yaşatma Derneği'nce Kılıçdaroğlu'na dernek flaması verildi. Toplantıyı yöneten Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP olarak Atina'ya cami yapılmasını desteklediklerini söyledi. 

Kılıçdaroğlu, grup toplantısına katılan 652. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri başpehlivanı İsmail Balaban'ı da kürsüden tebrik ederek, kendisine altın armağan etti. 

Konuşmasının başında bugünün eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in vefatının 7. yılı olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Ecevit'in bir halk adamı, gönül dostu ve katıksız bir sosyal demokrat olduğunu belirtti. Ecevit'in her zaman ülke çıkarlarına odaklandığına işaret eden Kılıçdaroğlu, "O aynı zamanda milli kahramanımızdı" dedi. 

Kılıçdaroğlu, Ergenekon Davası'nda 16,5 yıl hapis cezası alan Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin bir süre önce Hasdal Cezaevinde gerçekleştirilen nikah töreninde şahitlik yaptığını hatırlattı. 

Çelebi'nin fakir bir ailenin başarılı çocuğu olduğunu ve cep telefonuna kendisinden habersiz yüklenen bazı bilgiler nedeniyle suçlandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bilirkişi raporlarına rağmen Çelebi'nin hapis cezasına çarptırıldığını söyledi. Çelebi'nin telefonuna bu bilgileri kimin yüklediğinin bulunması amacıyla suç duyurusunda bulunduğunu, ancak altı savcı değişmesine karşın sonuç elde edilemediğini ifade ederek, bunun bir garabet olduğunu savundu. 

Mehmet Ali Çelebi'nin ifadesinden bir bölüm de okuyan Kılıçdaroğlu, CHP'nin hukukçu milletvekillerinden bu davanın takipçisi olmalarını istedi. Yaşananların AK Parti iktidarının adalet anlayışının bir sonucu olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Bu teğmenin nikah şahidi oldum. Emin olun duygulanmamak mümkün değil. İnsanın içi, vicdanı sızlıyor. Böyle bir tabloyu Allah kimseye yaşatmasın. İsyan etmemek mümkün değil. Bu toplumsal bir acıdır" diye konuştu. 

Konuşmasında Muharrem ayının başlamasına da değinen Kılıçdaroğlu, İslam dünyasının kolay kolay unutmadığı acılardan birinin Kerbala olayı olduğuna işaret etti. 

Hz. Hüseyin'in Kerbela çöllerinde şehit edilmesinin İslam tarihinin unutmadığı gönül acıları arasında bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Hz. Hüseyin'den söz edenlerin içlerindeki Yezid'i çıkarmaları gerekir" dedi. 

Muharrem ayında bu acı etrafında herkesin kendi manevi dünyasını zenginleştirdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Muharrem ayında, barış içinde kavgasız, Müslüman kanı dökülmeden yaşanmasını dilemek bizim en büyük arzumuz ve görevimizdir" diye konuştu. 

Hz. Hüseyin'in iktidara biat etmediğini, doğruluktan ayrılmadığını aktaran Kılıçdaroğlu, onun katledilişinin derin bir acı olarak gönüllerde durduğunu söyledi. 

CHP'nin eleştiriye açık bir parti olduğunu, ancak üç konuda yapılacak eleştirileri kabul edemeyeceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu üç konunun demokrasi, özgürlükler ve cumhuriyet olduğunu, bunların da CHP'nin mayasındaki temel kavramları teşkil ettiğini belirtti. 

Sosyal demokrat liderlerin hiçbir zaman şahsi menfaatleri için hareket etmediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Vefat ettiklerinde bıraktıkları miraslara bakın. Hepsi düzgün, hepsi temiz, hepsi inanç sahibi, hepsi inanca saygılı, hepsi devletin topladığı 5 kuruş verginin hesabını vermek için çabalayan insanlar" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Bülent Ecevit, Erdal İnönü gibi liderleri örnek veren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"Sosyal demokrat liderlerin profiline ve geçmişine bakın, bir de diğerlerinin profiline ve geçmişine bakın. Hiçbir sosyal demokrat lider yırtık ayakkabı ile siyasete girmedi. Ama hiçbir sosyal demokrat lider dünyanın zengin başbakanları arasına da girmedi. Mütevazı, temiz yaşadılar. Kul hakkı yemediler, kul hakkı gözettiler. Temiz siyaset dediler, emeğin hakkını verdiler. O nedenle kimse kusura bakmasın, demokrasi konusunda kimse CHP'nin eline su dökemez." 

CHP'nin hiçbir zaman dini siyasete alet etmediğini, manevi dünyaya saygılı olduğunu, mazlumun yanında durduğunu belirten Kılıçdaroğlu, kadın-erkek eşitliğine olan inançlarının da en temel özelliklerinden biri olduğuna dikkati çekti. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: 

"Birileri diyor ki 'ne demek kadın ile erkek eşit olacak? Kadın ile erkek hiç eşit olur mu?' diyor. Soruyorlar 'neden olmasın?'. 'Kadın kadındır, erkek de erkektir' diyor. Zekaya bakın, zeka pırıltısına bakın. Kadının ve erkeğin bir birey olarak eşit olduğunu kabul etmiyor. Bütün kadın kardeşlerime sesleniyorum; eğer siz erkeklerin sahip olduğu haklara sahip olmak, seçme ve seçilme hakkını sonuna kadar kullanmak istiyorsanız, eğer siz çocuğuma süt veremedim diye kendinizi asmak istemiyorsanız, adresiniz, yeriniz belli. O adres CHP'dir." 

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2013 yılı Cinsiyet Ayrımcılığı Raporu'na göre Türkiye'nin kadın erkek eşitliği açısından 136 ülke arasında 120. sırada yer aldığını aktaran Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarının kadını ikinci sınıf yurttaş olarak gördüğünü, uygulamalarının da bunu kanıtladığını savundu. 

Kadına yönelik şiddetin son 10 yılda yüzde bin 400 arttığını ifade eden Kılıçdaroğlu, kadınların bunun sebebini ve sorumlusunu düşünmesini istedi. 2002 yılında öldürülen kadın sayısının 66 olduğunu, 2013 yılında ise bu sayının 842'ye çıktığını ileri süren Kılıçdaroğlu, bu tablonun yanlış ekonomik ve sosyal politikaların sonucu olduğunu ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: 

"Mağdur olan kadın, dövülen, öldürülen kadın, sürülen kadın. Kusura bakmayın AKP'ye oy verenler de bazı kadınlar. Onlar da artık dirensinler. Kadının bedeni ve giysisi üzerinden siyasete son. 'Kadın nasıl giyinecek?' Sana ne kardeşim, nasıl isterse giyinir. Kadının giysisi üzerinden, hep bununla kadınları meşgul ettiler. Cambaza bak politikasını uyguladılar, kadının haklarını parça parça elinden aldılar. Şimdi kadınların uyanma zamanı. Demokrasi geriye gidiyorsa bunun en ağır faturasını bu ülkenin kadınları ödeyecektir. Sizi eve hapseden bir zihniyetten kadınların kendisini kurtarması gerekiyor. Yeni bir atılım ve yeni bir anlayış. Bunu yapmak gerekiyor." 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kabataş İskelesinde bir kadının çocuğuyla birlikte bir grubun saldırısına uğradığına ilişkin sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: 

"Niye bu tahriki yapıyor? 'Başörtülü kadına bak bu ülkede böyle yapılıyor' diye. Utan, utan, boyundan utan. Böyle yalan söylenir mi? İnsanda biraz vicdan, biraz ahlak olur. 60-70 kişi bir kadına saldırıyor. Eğer öyle bir olay varsa saldıranları insan olarak tanımlamak mümkün değil. Böyle bir şey olabilir mi bu ülkede? Her tarafta MOBESE kamerası var, burada yok. Oysa var orada, var da böyle bir olay yok. Ama bizim dünya çapında bir yalancımız var. 

Kadınlara şunu da söylemek istyorum; sizin kaç çocuk doğuracağınıza bir adam karar veriyor. Niye şunu söylemiyorsunuz; 'sana ne kardeşim?'. Nasıl doğum yapacağınıza bir kişi karar veriyor. Niçin sesiniz çıkmıyor? 'Sana ne kardeşim?' demiyorsunuz?" 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kızlarla erkeklerin zaten aynı yurtlarda kalmadığını ifade ederek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın derdinin karma eğitim sistemini yok etmek olduğunu öne sürdü. 

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, kadın haklarına değinerek, İstanbul'da merdivenaltı tabir edilen iş yerlerinde binlerce kadının sigortasız çalıştığını söyledi. 

İktidarın, doğum yapan kadınlara daha fazla işe gitmeden ücret ödenmesini öngören düzenleme yapılacağını açıkladığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Hangi işveren çalıştırır? Amaç sağ gösterip sol vurmak. Siz hiç Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından 'kayıt dışı kadın, işçi çalıştırılmaz' diye bir laf duydunuz mu?" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, CHP'nin kadın istihdamını artırmak için işveren sigorta priminin bir bölümünü devletin ödemesini önerdiklerini ifade etti. 

İktidarın kadına önem vermediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Palayla kadın dövene karşı bir laf etti mi? İçinden 'oh' demiştir" dedi. 

Kılıçdaroğlu, yıllardır atanamayan öğretmenlerin bulunduğunu, her 4 üniversite öğrencisinden birinin işsiz olduğunu, kadınların okuttuğu çocuklarının iş sahibi olamadığını belirterek, kadınların, bunun sorumlusunun kim olduğu sorusunun cevabını bulmasını istedi. 

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasi açığının giderek büyüdüğünü ve özgürlük alanının giderek daraldığını savunarak, kızlarla erkeklerin aynı evde kalmasına ilişkin tartışmalarla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: 

"Kalkmış diyor ki kızlarla erkekler aynı yurtta kalmayacak. Kızlarla erkekler zaten aynı yurtta kalmıyor ki. Nasıl bir kafadır bu? Hayatı boyunca yurdun önünden geçmeyen birisi, bu kadar ağır eleştiriyi nasıl getirebilir? Senin derdin yurt sorunu değil, 'karma eğitimi nasıl yok ederim' derdi. Bu ülkede yurt yoksa sorumlusu kim? 'CHP'. TOKİ neden öğrencilere yurt yapmıyor. Kafalarının gerisinde bir şablon var, o şablonu adım adım uygulamaya koymak istiyorlar. Türkiye'yi, bir Ortadoğu ülkesi haline getirmek istiyorlar. Suudi Arabistan'da kadınlar araba kullanmak için mücadele ediyor. Yarın sizin için de böyle bir yasak gelirse hiç şaşırmayın." 

Kılıçdaroğlu, "dikizci" dediği için Başbakan Erdoğan'ın 100 bin liralık tazminat davası açtığını anımsatarak, "Sevsinler senin davanı. İstediğin kadar dava aç. Açmazsan namertsin" dedi. 

Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne göre "dikizlemek" kelimesinin anlamının "gözetlemek" olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: 

"Ne var bunda? Senin niyetin farklı. Sen kadına birey olarak, insan olarak bakmıyorsunki. 'Dikizci' dedim, vallahi haklıyım, samimi söylüyorum haklıyım. Bundan en ufak bir endişe de duymuyorum. Sen bu ülkenin insanlarına nefret dolu bakamazsın, önyargıyla bakamazsın. Önyargılarından arın biraz, adam ol adam. 60 yaşındasın, kadınlara nasıl böyle bakıyorsun? 

Öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak, 'ben damdan düştüm, bilirim' diyor. Ne yaptın? Damdan nasıl düştüğünü anlatmasını isterim. Ne oldu, ne yaşadın? Bu dikizci zihniyet, bu ülkeye demokrasi, özgürlük, laiklik getiremez. Dikizcilik yaptığını itiraf edenin normal, bunu eleştirenin de anormal olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz. Türkiye'nin geldiği hale bakın. Sadece Dolmabahçe'de vapurdaki kadınları dikizlese 'tamam' diyeceğiz. Bu bizim evimizi de dikizliyor, telefonlarımızı dinliyor. Grup toplantısında, 'Ey Kılıçdaroğlu, senin nefes alışını bile takip ediyoruz' diyordu. Dikizciden Başbakan olmaz." 

Başbakan Erdoğan'ın Mısır'da yaptığı ve devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması gerektiğini söylediği laiklikle ilgili konuşmada güzel şeyler söylediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, laikliğin inançların güvencesi olduğunu ifade etti. 

Laik sistemin daha da güçlendirilmesi gerektiğine inandıklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Farklı yaşam tarzlarına inanmayan bir kişi laik yaşamı benimsememiştir. Kişinin yaşamı farklı olabilir, yaşam tarzlarına saygı göstereceğiz" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, laikliğin, sadece devletin din ve inançlar karşısında tarafsızlığı olmadığını, referansı akıl ve bilim olan bir anlayış olduğunu söyledi. Laikliğin, işin ehline verildiği bir rejimin adı olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "İşi ehline dine göre, inanca göre, yaşam biçimine, giyimine göre değil, ehliyetine göre vereceksiniz. Ehliyeti bilgi doğurur" dedi. 

Kılıçdaroğlu, devletin akılla yönetilmesi gerektiğini dile getirerek, "Aklı kullanacaksınız ki ülke büyüsün, kalkınsın. Aklı kullanacaksınız ki yoksulluk olmasın, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin" diye konuştu. 

Laikliğin demokrasinin tek başına garantisi olmadığını, ancak laiklik olmazsa demokrasinin de olmayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, iki unsurun birbirinin bütünleyicisi olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Sizin teminatınız benim" diyen kişinin laik olamayacağını dile getirerek, "(Sizin teminatınız benim) dediği andan itibaren, 'Sizin sahibiniz benim' demektir. Kimsin sen, 76 milyonun sahipliğine soyundun" dedi. 

Laikliğe en büyük darbenin güçler ayrılığı dengesinin yok edilmesi olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, bugün Türkiye'de temel sorunun bu ilkenin sadece Anayasa'da yazılı olması, normal yaşamda bitmesi olduğunu belirtti. Yargının siyasallaştığını, yasama organının AK Parti'nin arka bahçesine dönüştüğünü öne süren Kılıçdaroğlu, bunun ciddi bir sorun olduğunu vurguladı. 

Kılıçdaroğlu, hapiste gazetecilerin, yazarların, bilim insanlarının, üniversite öğrencilerinin olduğunu dile getirerek, "Hep beraber demokrasiyi savunacağız, hep beraber özgürlüğü savunacağız, hep beraber yeni Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini yeniden kuracağız" diyerek konuşmasını tamamladı. 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter

    www.altiokhaber.com

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz: