27 Şubat 2020 Perşembe

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a beş soru

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Parti Meclisi toplantısının açılışında yaptığı konuşmada AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıtlaması üzere beş soru yöneltti.

17 Ocak 2020 Cuma 13:11
Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a beş soru

 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Parti Meclisi toplantısının açılışında açıklamalarda bulundu. 

Kılıçdaroğlu, AKP iktidarının dış politikalarını eleştirerek, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslendi.

Dış politika stratejilerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Suriye ile görüşün dedik, dinlemediler. Suriye 'terörist' dediler, Esad 'terörist' dediler ama Rusya aldı Suriye ile Türkiye'yi aynı masaya oturttu. Gittiler, Putin'i dinlediler. Türkiye'nin itibarı nerede? Putin'in talimatıyla yaptın." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şu şekilde: 
 
Öncelikle şehitlerimize baş sağlığı diliyorum. Şehit haberlerinin gelmediği bir Türkiye, mutlulukla, huzurla yaşanan bir Türkiye umuyoruz.

Değerli arkadaşlarım hepimiz siyaset yapyoruz. Siyaset sorumluluk gerektirir. Sormlu bir siyastetin ögelerinden biri geçmişten ders çıkarmaktır. Tekrar etmemektir.

CHP, sadece Türkiye'nin değil dünyanın en köklü siyasal partilerinden biridir. Bir asıra yaklaşan yaşamında sorumluluğu temel ilke edindiği için bu kadar sürmüştür. Dolayısıyla CHP'nin bugün de, geçmişte de gelecekte de bu ülkeye kazandıracağı çok şey var. Ahlaki temeller en asıl etkendir. 

17 YILDA İSTEDİKLERİ HER ŞEYİ YAPTILAR

Devlet dediğimiz kurumun liyakatla donatılması lazım. Hepimiz şunu biliyoruz, 17 yılını bitiren ve 18'inci yılını sürdüren bir tek parti düzeni var. Reformları devam ettirme gibi bir sözü vardı, demokrasiyi getirme genişletme gibiz bir sözü vardı. AB sözü verdi ve bunlarla yola devam etti. 17 yıllık süre içinde arzu ettikleri her kararnameyi çıkardılar. İstedikleri bürokratları istedikleri yere atadılar. Bu süre içerisinde yargıya da müdahale ettiler. 

Bunları niçin yaptılar? Ekonomiyi geliştireceğiz, kişi başı geliri artıracağız dediler. Bir süre sonra kendileri de şikayet etmeye başladılar. Ne dedilerse olmadı, başbakanlığı kaldırmaya kalktılar. Arkasından da tek parti gündeme geldi, tek adam iktidarı oldu. 

17 yıllık bir iktidarda Türkiye'nin hiçbir temel sorununa çözüm üretilmemiştir. 

KİMSENİN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ YOK

Türkiye'de kimsenin can ve mal güvenliği yok. bir lkişinin can ve mal güvenliğinin olması için yargı olması lazım, hukukun üstünlüğü olması gerekiyor. 

Yargı siyasi otoritenin altına girmişse, yargı kararı verirken Saray'a bakıyorsa, o ülkede can ve mal güvenliği yoktur. 

EKONOMİ PERİŞAN HALDE

Mutfakta yangın var. Sadece yurttaş perişan halde. 

Milyonlarca işsiz yaratıldı. Ekonomiyi büyüteceğim diyeceksiniz, 17 yılda milyonlarca işsiz yaratacaksınız. Bu işsizlik ne? Mutfaklardaki yangın ne? İşsizlik travması derinleşiyor.

TBMM'nin çatısına çıkıp intihar edeceğim diyen insanları gördük. Büyük sıkıntılar yaşanıyor ekonomide. Daha acı olan ise, Türkiye'nin ekonomisini Şondra'daki bir tefeciye emanet ettiler. 17 yılda vergi istediler, vatandaşlar verdi. 17 yılda cumhuriyetin tüm kazanımlarını sattılar. 17 yılda en büyük borçlanmayı yaptılar.

17 yılda dışarıya Türükiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dışarıdaki tefecilere ödediği vergi 174 milyar 313 dolar.

17 yılın sonunda geldiğimiz nokta şudur; duyuni umumiye borçlanmasıyla karşı karşıyayız. 17 yılda Borçlar Genel Müdürlüğü'nü kurmak zorunda kaldılar.

DEVLET OKULLARINA GÜVEN KALMADI

Eğitimde geldiğimiz nokta felakat. Çocuklarımızın eğitiminden şikayet eder hale geldik, AKP'liler de olmak üzere. Çocuğumuz daha iyi okusun diye özel okullara yönlendik. Devlet okullarına güven kalmadı. 

DIŞ POLİTİKAYI PUTİN YÖNLENDİRİYOR

Dış politikada da tam bir felaket ile karşı karşıyayız. Dış politikanın milli olması lazım. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz, kavga etmez. Dış politikada tam bir fiyasko yaşıyoruz.

Mısır politikası, Suriye politikası. En son Libya politikası. Bunların hepsi ciddi bir sorun. Yıllarını dış politikaya veren kişilerin devre dışı bırakılıp, ayakkabı kutularında para çıkanları getirirseniz ne beklersiniz. Rüşvet alanlar nasıl ülkeyi temsil etmek için yurt dışına gönderilebilir?

Acı bir gerçek, ama bu atamayı yapanlar utanıyor mu, vidanları rahat mı? Bu atamayı yapanlar Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar köklü olduğunun farkındalar mı? Öneriler getiriyoruz, ama her önerimize siz bu işten anlamazsınız deniyor.

4 örnek vereceğim size, dış politikanın getirdiği aşmazlar var.

Suriye ile görüşün dedik, dinlemediler. Suriye terörist dediler Esad terörist dediler  ama Rusya aldı Suriye ile Türkiye'yi aynı masaya oturttu. Gittiler Putin'i dinlediler. Türkiye'nin itibarı nerede? Putin'in talimatıyla yaptınız.

Suriye konusunda konferans düzenleyin dedik. Türkiye çözüm üreten bir ülke olsun dedik. Yine Putin'in talimatı üzerine Astana'ya gittiler konferansa katıldılar. 

1998 Adana Mutabakatı'nı uygulayın dedik. Karşı çıktılar, Putin söyledikten sonra hatırladılar.

Dedik ki, Libya'da taraf olmayın. Birleşmiş Milletler'i devreye sokun, çatışmayın barıştırın. 

Türkiye'nin dış politikasını kim belirliyor? Açık ve net Putin belirliyor. Dış İşleri Bakanlığı'nı devre dışı bırakırsanız, geldiğiniz nokta budur. Egemen güçlerin taşeronluğudur.

SURİYE KONUSUNDA ÇOK CİDDİ AŞMAZLARLA KARŞI KARŞIYA KALDIK

Suriye konusunda çok ciddi aşmazlarla karşı karşıya kaldık. Tüm iyi niyetmizle dile getirdik. Bir askerimizin bile burnunun knamasını istemiyoruz. 

3 milyon 600 bin Suriyeli yetmedi. Şimdi 1 milyon İdlibli kardeşimiz gelecek. Orada görev yapan biri şunu söyledi, "Daha önce Suriye'den kaçıp Türkiye'ye gelenler sadece Suriyelilerdi ama idlib'den gelecek olanların tamamı eli kanlı insanlardır, terör örgütünün üyeleridir." İşte asıl bu 1 milyon kişi gelirse felaket o zaman başlayacak. 

HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ

Bir umudu yeşerten bütün halkımıza bir teşekkürü borç biliyoruz. Bu güzel iklimi yaşatmak zorundayız ve büyüteceğiz. Birlikte yapacağız. Asla karamsar olmayacağız. Belediye başkanlarının da başarıya mahkum olmalarını hepimizin bilmesi gerekiyor. Belediye başkanı arkadaşlarıma da söyledim, tüm olumsuz koşullara rağmen başarıya mahkumsunuz. Tüm baskılara zorluklara rağmen, güzel sonuçlar elde ediyoruz. Belediye başkanlarımız halkla samimi diyaloglarını sürdürüyorlar ve sürdürecekler. 

CHP HEP İTİRAZ ETMİYOR, TÜRKİYE'NİN LEHİNE OLAN DÜZENLEMELERE HEP DESTEK VERDİK

Gittiğimiz yerlerde şunlar söylenir, "CHP hep itiraz eder, bunların doğru yaptığı bir şey yok mu?" Türkiye'de halkın ya da devletin lehine gelen bütün düzenlemelere CHP onay vermiştir. AB ile uyum yasalarına CHP destek vermiştir, Türk Ceza Kanunu'na destek vermiştir. Türkiye'nin lehine gelen her düzenlemeye destek verdik. Aksaray'da gittiğim muhtarlar buluşmasında, şu örneği verdim, Suriye'yi görüyorsunuz 1100 km'lik bir sınırı var, AKP bir kanun getirdi Meclis'e orası mayınlardan arındırılacak ve İsrail'e verilecek. Bugün o topraklar İsrail'in elinde olsaydı Suriye ile ilişkilerimiz ne olurdu?

Bizim sorunu ortaya koyarken, arkasından da çözümü ortaya koymamız gerek. Aksaray'daki bütün kardeşlerime şunu söyledim, hangi sorun varsa şundan emin olun, o sorunların tamamına çözümümüz vardır. 

Bu çözüm eksiktir, yanlıştır bakarız. Ama sorun getirdik çözüm getirmedik yok. Eğridir, doğrudur tartışrız ama çözüm getirmedik yok.

Aylık nile alamıyordunuz dedim muhtar arkadaşlarıma. Kimin sayesinde, CHP sayesinde. 

Muhtarlar aylık bile alamıyordu, CHP'nin sayesinde alıyorlar. Belediye başkanı alıyor, Milletvekili, cumhurbaşkanı alıyor muhtarlar niye almıyor diye itiraz ettik. Aldılar. Bizim çözümlerimiz halktan yana, fakirden fukaradan yanadır. Rantiyeden yana değil, alın terinden yana çözümler üretiyoruz. 

Aslında normalde Erdoğan'ın yaptığı açıklamalara cevap vermek gibi bir düşüncem yok.

Geçen gün belediyecilikle ilgili bir toplantıda Erdoğan bir konuşma yapıyor. Kendi partisini övüyor orada; 'kırk yıllık siyasi hayatımızda ne çeyrek asırlık belediyecilik dönemimizde milletimize mahcup olacak hiçbir işin içine girmedik. CHP gibi seçim döneminde vatandaşı vaat yardımına tutup sonrasında unutanlardan da olmadık.' Biz verdiği sözlerin arkasında duran, sözünün eri bir partiyiz. Biz ahdine sadık bir kadroyuz.' diyor.  Birkaç örnek vereceğim size; bütçe. Dediler ki 2019'da açık 80 milyar dolar olacak. Güzel, saray hükûmetinin getirdiği bütçedir. Yıl sonu oldu açık 123 milyar dolar oldu. Açığın yarısından fazlasıyla nasıl karşı karşıya kalıyorsunuz? Büyüme oranı; 2019'un başında sosyete damadımız getirdi ekonomi yüzde 23 büyüyecek dediler. Ya 2.3 değil binde beş büyüyeceğiz dediler. Sapma yüzde 78. Hani verdiğiniz sözün arkasında duruyordunuz? Madem belediye başkanları toplantısında bu konuşmayı yapıyor, keşke bir belediye başkanı yıl başında acil eylem planı açıklamıştınız,i orada da yerel yönetimlerin güçlendirilmesi vardı, neden yapmadınız diye soramıyor. 58. hükûmet acil eylem planı. KYR 32, yerel yönetimlerin mali yapısı güçlendirilecek; 6 ay ile 12 ay içerisinde. 3 yılı, beş yılı bıraktık! Yahu arkadaş 10 yılı da aştı. Verdiğimiz sözlerin arkasında duruyoruz diyor. Bunu eminim AK Partili belediye başkanları da unutmuştur.

ERDOĞAN'A BEŞ SORU 

Ben Erdoğan'a beş soru sormak isterim;

-Kaddafi İnsan Hakları Ödülünü ve 250 bin doları aldın mı? İnsan hakları ödülünü . 250 bin doları insan hakları için çalışan hayır kurumlarına bağışlayacağım dedi. tam 10 yıldır soruyorum 250 bin doları hangi hayır kurumuna bağışladın? Sözünün arkasında duran diyor ya, sözünün eri, ahdine sağdıklık bu mudur diye benim sorma hakkım var.

-Tarım kanunu 21. maddesi diyor ki çiftçiye her yıl milli gelirin en az yüzde 1'i oranında destek verilir deniyor. 2006 yılından bu yana çiftçinin hak ettiği ama saray hükümetleri tarafından ödenmeyen para 177 milyar lira. Hani sen sözünün eriydin?

-Damat bey açıklama yapıyor Şubat 2019. Toplantının konusu, "Burası Türkiye burada iş var." Bu yıl 2.5 milyon yeni istihdamı hayata geçireceğiz diyor. Erdoğan da bunu 1 Mart 2019'da tekrar ediyor. Gerçekleşmiyor. Bakan dönüyor açıklama yapıyor; 2019'da sizlerden beklediğimiz desteği göremedik diyor iş verenlere. 

-Seri üretim için anlaşma imzalıyorlar. Aynı gün yapılan törenler var. İlk Altay tankı 18 ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim  edilecek deniyor. 9 Kasım 2018 tarih. Ortada tank var mı? Yok. Motoru da yok. Hani siz sözünüzün arkasındaydınız? Nerede bu tank? BMC ne yapıyor? Şimdi kural getirdiler, 18 ay sonraki kural motor üretildikten sonra olacakmış. Dünyada böyle bir ihale var mı? İlla BMC'ye verecek.

-Tek adam parti devletinden sonra sarayda 100 günlük icraat açıklamaları yapılıyordu. Hedeflerden biri şu; ergene nehrinin su kalitesinin sulamaya uygun hale getirme. Ne kadar sürede, 100 günde. Aradan 485 günden fazla geçti. 

BÜTÜN BELEDİYELERDE ASGARİ ÜCRET 2 BİN 500 OLACAK

2020 yılı için asgari ücret 2 bin 500 olmalıdır dedik. 2bin 324 lira verdiler. Biz belediyede çalışanlarımıza CHP'li tüm belediyelerde, asgari ücret net 2500 olacak. Sözünün arkasında duran sözünün eri olan ahtine kavline sadık olan biziz. 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter

    www.altiokhaber.com

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz: