Kılıçdaroğlu: Cesaretin varsa senin istediğin televizyonda çıkalım, Tank Palet’i tartışalım

Kılıçdaroğlu: Cesaretin varsa senin istediğin televizyonda çıkalım, Tank Palet’i tartışalım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Tank Palet Fabrikası hakkında televizyon tartışma yapmaya davet etti. Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’a sesleniyorum. Senin istediğin televizyonda çıkalım, Tank Palet’i tartışalım. Cesaretin varsa, yüreğin varsa. Çıkabilir mi? Çıkamaz. İstiyorsan sana ihale dosyalarını da ben vereyim.” dedi.

Erdoğan’ın tank üretilmesini istemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “İktidara geldiğimizde şanlı ordumuza bu fabrikayı alacağız ve teslim edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Eski CHP milletvekili Zülfü Livaneli ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın açıklamalarına isim vermeden değinen Kılıçdaroğlu, “Son günlerde garip bir tartışma var. Önce kendi ailemize seslenmek zorundayız. Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana CHP’de genel başkanlık yapmış olan herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Türkiye’nin bu kadar derdi varken olayı getirip başka bir tartışma atmosferine çekmek hem partiye hem de Türkiye’ye ihanettir.” değerlendirmesini yaptı.

Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Yozgat Sorgun’da yer alan Bahadın Belediyesi’nin Başkanı Yurtseven Bozdemir ve 6 Belediye Meclis Üyesi CHP’ye geçerek rozet taktı.

“Hak, hukuk, adalet” sloganıyla kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından başlıklar şöyle:

“Son günlerde garip bir tartışma var. Önce kendi ailemize seslenmek zorundayız. Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana CHP’de genel başkanlık yapmış olan herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Türkiye’nin bu kadar derdi varken olayı getirip başka bir tartışma atmosferine çekmek hem partiye hem de Türkiye’ye ihanettir. Şöyle bir algı oluşturmak istiyorlar. ‘Zaten iktidar simsiyah. Yozlaşmış bir yönetim var. Oyumuzu kime verelim, CHP. CHP de onlar gibi. CHP, onlar gibi değil tertemiz bir partidir, verilmeyecek hiçbir hesabımız yoktur.

Sivas ve Başbağlar’da yaşanan katliam hala içimizde. Sivas Katliamı tedavisi ihmal edilmiş iltihapların sonucuydu. Acıları ortaklaştırmamız lazım. İnsan kadar değerli bir şey yoktur. Adaletsizliğe itiraz edeceksek birlikte olmak zorundayız. Başbağlar’da yaşanan katliamda, Sivas’ta yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenler bizim insanlarımızdır. Terörü kimden gelirse gelsin kınayacağız.

Herkes için adalet istiyoruz. Ülke akılla yönetilir, ferasatle, bilgiyle, adaletle yönetilir.

“AYM’nin kararı bağlayıcı ama Gergerlioğlu halen içeride”
Ömer Faruk Gergerlioğlu bir tweeti paylaştı diye, yazdı diye değil paylaştı diye dokunulmazlığı kaldırıldı, ayakkabısını giymesine fırsat verilmeden gözaltına alındı, karakola götürüldü, Anayasa Mahkemesi karar alıp, ’serbest bırakılsın’ dedi. Karar bağlayıcı. Ama Gergerlioğlu halen içeride.Hani haksızlık karşısında dilsiz şeytandı? Bu mu adalet.

Adaleti sadece kendimiz için istemiyoruz. AK Partili kardeşlerimiz de adalet istiyor. Örnek mi, bir medya patronu, AK Partili, Sivaslı yerel bir TV’nin sahibi. ‘Basın baskı altında’ diyor. AK Partili bir isim söylüyor. Vicdanı, erdemi olan biri söylüyor.

10 bin dolar alan siyasetçi
İçişleri Bakanı Cumhuriyet gazetesine 1 milyon liralık tazminat davası açıyor. Sen pürüpak olsaydın eleştirilmezdin kardeşim. Hâlâ rüşvet alan adamı saklıyorsun, ismini vermiyorsun. Eğer rüşvet alan birini koruyorsan sen de onun bir parçasısın. Bahçeli’nin de söylemesi lazım. Ya kardeşim ben senin hakkını hukukunu savunuyorum, rüşvetten bahsettin, kim bu adam? Bu mihenk taşıdır. Kimlerin düzgün ve temiz, kimlerin kirli olduğunu gösteren mihenk taşıdır. Her ay 10 bin dolar alan rüşvet alan siyasetçi kimdir? Açıklayın, mahkemeye verin diyoruz, yapamıyorlar, yapmıyorlar. Neden? ”

Ordu’da BBP’li kadın kolları başkanı ters kelepçe gözaltın alındı. Haberi alınca şaşırdım, önce inanamadım, yoktur böyle bir şey diye. Böyle bir rezaleti Türkiye yaşamadı. Gergerlioğlu, BBP Kadın Kolları Başkanı, AKP’li medya patronu için adalet istiyoruz. Adalet o kadar değerli bir şeydir ki ödün verilemez.

“Boğaziçi Üniversitesi sanki Melih Bulu’nun özel hapishanesi”
Yine bir adaletsizlik. Bir insan bir göreve atandıktan sonra orayı kendi özel hapishanesi haline getirir mi? Melih Bulu getirdi. Boğaziçi Üniversitesi sanki onun özel hapishanesi. Öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar istemiyor. O bütün kapıları kapatmış, her taraf tel örgülerle çevrili, gelenlere cop, biber gazı. Bir kişinin talimatıyla hareket ediyor. Aklını bir yerlere kira vermiş insandır.

Hep beraber çalışıyoruz. Vekillerimiz Sakarya’ya ve Diyarbakır’a gitti arkadaşlarımız. Esnaf; ‘Sizlere her zamankinden çok görev düşüyor. Masaya yumruğunuzu vurun’ diyor. Vuracağız da kaçıyorlar. Gerçeklerden kaçıyorlar. Sokak sokak Türkiye’yi gezeceğiz.

Diyarbakır’da pazarda sebze satan bir kadın ‘pahalılığın nedeni belli, 10 yaşındaki çocuğa sorsan hemen nedenini anlatır. Nedeni sistem. Biz kendi ülkemizde mülteci bile olamadık’ diyor. Adıyaman’da tütün üreticileri yolu kestiler. Adalet istiyorlar. Sarmalık tütün bölgede yetişiyor. Bizim hakkımızı arayın diyorlar. Sonuna kadar haklarını arayacağız. Siyasi iktidar uluslararası sigara tekellerine teslim oldu.

Tütün üreticisi ‘tütün kızımızın çeyizidir, askerimizin harçlığıdır, öğrencilerimizin dershane harçlığıdır, evimizin geçimidir’ diyor. Bu rezalete son vereceğiz, yeterki destek verin.”

“Genelgede yeni bir saray var”
2003 yılından bu yana 6 kez tasarruf genelgesi çıkardılar. Sonunda yeni tasarruf genelgesi çıktı. Genelgede yeni bir saray var. Genelge çıkarıyor, ‘ben hariç’ diyor. Sen hariçsen vatandaş neden uysun?

Lüks hayat, şatafatı yolsuzluk, rüşvet, yolsuzluk var, lağım patlamış hâlâ ve hâlâ israfa devam ediyorlar. İsraf haram mı? Haram. Günah mı? Günah, ama ‘ben haramı ,işlemeye devam edeceğim’ diyor. Eğer israf haramsa, günahsa ve sen de hala bunlara oy veriyorsan sen de günah işliyorsun.”

“Doğuştan işitme engelli 40 çocuğu tedavi ettirmezlerse biz tedavi ettireceğiz”
Doğuştan işitme engelli çocuklarımız var 40 çocuk. 4 yaşına kadar bir implantın takılması lazım. 4 yaşına kadar takılırsa duyabilecekler. Bu 40 çocuğa devlette sahip çıkan kimse yok ya! Dünyanın harcamalarını yapıyorlar, yazlık, kışlık, uçan sarayları var. 40 çocuğu Türkiye Cumhuriyeti tedavi edemez mi ya? 5 çocuğu Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız tedavi edecek. Bunlar tedavi etmezse söz veriyorum 40 çocuğu biz tedavi ettireceğiz.

“İşsizlik 10 milyonu buldu”
Türk Lirası, döviz karşısında eriyor. Faizler sürekli artıyor. İşsizlik 10 milyonu buldu. Yoksulluk, yolsuzluklar artıyor. Fiyatlar da artıyor. En ağır vergi enflasyon vergisidir.

“Türkiye bir enflasyon sarmalı içine girdi”
Türkiye bir enflasyon sarmalı içine girdi. Her yazın normalde fiyatlar düşer, şimdi fiyatlar artıyor. Kışın ne olacak? Millet açlıktan ölmüş umurunda değil adam kendisine yazlık saray yapıyor. 19 yıldır ülkeyi yönetiyorlar. Getirdikleri tablo bu. Sorduk 128 milyar doları ne yaptınız diye? Kime satıldı belli değil. 15 Temmuz şehit ve gazilerinin paralarına çöktüler. Fabrikaları sattılar, arazileri sattılar. Cumhuriyetin bütün birikimlerini sattılar. Şimdi sıra geldi TEİAŞ’a. En kârlı şirketlerinden.”

“Erdoğan tank üretilmesini istemiyor”
Erdoğan’ın altay tankı ile ilgili çelişen açıklamalarının videosunu grup toplantısında izleten Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

Ne demek Tank Palet Fabrikası? Türkiye’nin tank yapma kapasitesi var. 2007 yılında Türkiye tank yapmak için düğmeye basıyor ve ihaleye açıyor. 2007 yılında 495 milyon dolara bir firma tank yapmak için sözleşmeyi imzalıyor. 495 milyon doları tank üretirken program yapıyor. MKE’nin kapısını çalıyor, top yapabilir misin? İmzalar tamam. Zırh için Roketsan’a gidiyor, anlaşma tamam. Atış kontrol sistemleri için ASELSAN’a gidiyor.

Tankın palet ve askı donanımları var onu da Arifiye’deki tank palet fabrikasındaki yapacağız diyorlar. Tankın motorunun da anlaşması yapılıyor. 2007’de ilk ihale yapılıyor. 6,5 yıl sonra 5 tane altay tankı üretiliyor.

Şereflikoçhisar’da hedefler konuyor, tanklar hedefleri vuruyor, Türkiye artık tank seri üretimine başlayacak noktaya geliyor 2014 yılında. Ama Erdoğan tank üretilmesini istemiyor. Ne yapıyor, yeni ihale açıyor. BMC’ye vereceğim diyor. Ethem Sancak, ’Benim tankla ne işim var, param yok, arsam yok, fabrikam yok’ diyor. Talip Öztürk’le ihaleyi alıyorlar. Para Katarlılarda var diyor. Katarlılar 5 kuruş bile para vermiyorlar. Sayın Bahçeli sen de dinle.- 2018’de BMC’ye sen kazandın ihaleye diyorlar. Dönemin Milli Savunma Bakanı, ‘Tank seri üretimine 2019 son u ya da 2020 yılı başında geçeceğiz’ diyor. Ortada tank yok. Bu temel bir milli güvenlik sorunudur. Türkiye Cumhuriyeti devletine tank yaptırmamak için yapılan girişimdir. Birinci aktörü Erdoğan, ikinci aktörü Devlet Bahçeli’dir.

“Şanlı ordumuza bu fabrikayı alacağız ve teslim edeceğiz”
Hayatımda Türkiye’ye zarar verecek bu kadar büyük bir olaya ilk kez tanık oluyorum, o nedenle tank üzerinde duruyoruz. Bir devletin tank üretmemesi için devleti yönetenlerin özel çaba harcaması ne demektir? Egemen güçler tarafından teslim alınması demektir.

“Senin istediğin televizyonda çıkalım, Tank Palet’i tartışalım”
Şanlı ordumuza bu fabrikayı alacağız ve teslim edeceğiz. Erdoğan’a sesleniyorum. Senin istediğin televizyonda çıkalım, Tank Palet’i tartışalım. Cesaretin varsa, yüreğin varsa. Çıkabilir mi? Çıkamaz. İstiyorsan sana ihale dosyalarını da ben vereyim.

Türkiye Cumhuriyeti devletine tank ürettirmemek vatana ihanet demektir. Kendisi kendisini yalanlıyor. Hayatımda böyle bir adam görmedim. Kendi ülkesine bu kadar büyük bir ihanet içinde olan ikinci bir kişi görmedim. Biliyorum yine dava açacak, sen tazminat davası açacağına karşıma çık karşıma. Sana göstereyim. Ben ülkemi, insanlarımı seviyorum. Ülkem için canım feda. Ordumuzu, polislerimizi, güvenlik görevlilerimizi seviyorum. Görev yapmalarını engelliyorlar. Uyuşturucu kaçakçılarını yakalayacaklar engelliyorlar. 10 bin dolar rüşveti kim alıyor, savcıyı engelliyorlar.

Polise, hemşireye, din görevlilerine, öğretmenlere 3600 ek gösterge vereceğim’ dedin. Sana bunu söke söke yaptıracağım.

“Faize karşıyız’ diyorlar, faizciliğin beyliğini yapıyorlar”
Asla ve asla bu güzel ülkeyi faiz lobilerine teslim ettirmeyeceğim. Londra’daki bir avuç tefeciye her gün 58 milyon dolar faiz ödeniyor. ‘Faize karşıyız’ diyorlar, faizciliğin beyliğini yapıyorlar. Bunu bitireceğim, söz veriyorum. Herkes ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni namuslu insanlar yönetiyor’ diyecek

84 milyon insanın alın terini bir avuç tefeciye teslim ediyorlar. Hiç kimse beni, ailemi mal varlığı nedeniyle tehdit edemeyecek. Türkiye’yi namuslu insanlar yönetecek. Hesap vermenin ne kadar onurlu bir görev olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.

“Beşli çete düzenine kesinlikle son vereceğiz”
Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda, devlet ihaleleri şeffaf yapılacak. Beşli çete düzenine kesinlikle son vereceğiz.

Önce işsizlik ve yoksullukla mücadele edeceğiz. İktidar olduğumuzda üniversiteye vereceğim, o karanlık ilişkilerin tamamına son vereceğiz. Bir dönem burada haramiler orada oturuyordu, şimdi aydınlık var diyecekler. O uçan saraylar, yazlık, kışlık sarayları, saray edebiyatını bitireceğim. Mütevazı ol, millete örnek ol. Kim kul hakkı yiyorsa hesabını soracağım, burnundan fitil fitil getireceğim.

“Uyuşturucu baronlarını bu ülkeden söküp atacağız.”
Siyasi ahlak kanunu gelecek, öyle çantacılar, ihale takipçilerinden vekil olmaz. Uyuşturucu baronlarını bu ülkeden söküp atacağız. Nasıl sınıf atladıklarını görüyoruz.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir