18 Ağustos 2019 Pazar

KIlıçdaroğlu: 24 Kasım 2013 Türkiye'nin ayıplı bir tarihidir

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, güvenlik güçlerinin Ankara'da eylem yapan öğretmenlere yönelik müdahalesini eleştirerek, ''24 Kasım 2013, Türkiye'nin ayıplı bir tarihidir'' dedi.

26 Kasım 2013 Salı 16:18
KIlıçdaroğlu: 24 Kasım 2013 Türkiye'nin ayıplı bir tarihidir
TBMM - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu, güvenlik güçlerinin Ankara'da eylem yapan öğretmenlere yönelik müdahalesini eleştirerek, "Önce TOMA, sonra jop, sonra biber gazı, sonra su... Şiddet uygulandı öğretmenlere. 24 Kasım 2013, Türkiye'nin ayıplı bir tarihidir" dedi. 

Türkiye'de yeni bir iklimin oluştuğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, partililere, "Eğer iyi çalışırsak, halka gidersek, halkın sorunlarını dinlersek; emin olun bu halk bizi baş tacı yapacak. Çünkü kul hakkı yemiyoruz, yolsuzluk yapmıyoruz, yalan söylemiyor, köşeyi dönmüyor, akrabaları işe yerleştirmiyor, yandaşlara ihale vermiyoruz" dedi. 

Hafta sonu Osmaniye'de narenciye üreticilerinin sorunlarını dinlediğini belirten Kılıçdaroğlu, üreticinin çok zor durumda olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, çiftçi, üretici, sanayici, emekli, öğretmen, kimsenin iktidardan memnun olmadığını savundu. 

Geçtiğimiz gün Öğretmenler Günü kutlandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Öğretmen bizim umudumuz. Uygarlığın temel ölçütü, bir toplumun öğretmene verdiği değerle ölçülür. Dünyanın bütün çağlarında, bütün bilim insanlarının ortak görüşüdür bu" diye konuştu. 

Öğretmenlerin 24 Kasım'da Ankara'daki eylemlerini anımsatan Kılıçdaroğlu, bunun anayasal bir hak olduğunu dile getirdi. Öğretmenlerin, sorunlarını anlatmak üzere böyle bir demokratik yola başvurduklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"Ancak önce TOMA, sonra jop, sonra biber gazı, sonra su... Şiddet uygulandı öğretmenlere. 24 Kasım 2013, Türkiye'nin ayıplı bir tarihidir. Kimi öğretmenin ayağı, kolu, bacağı, kafası kırıldı. Ne yapıyorsunuz siz? 

Efendim demeç veriyor: 'Hazreti Ali demiş ki (Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.)' Bu, öğretmene verilen önemi gösteriyor. Sen ne yapıyorsun? Onlar seni adam etmeye çalıştılar. Sen ne yaptın, güvenlik güçlerini seferber ettin. 'Dövün öğretmenleri, kırın ayaklarını...' Sen öğretmeni köle yapmaya çalışıyorsun. Ancak CHP olduğu sürece öğretmenin kılına kimse dokunamayacak. Onlara sahip çıkacağız. 

Öğretmene sahip çıkmak bizim geleneğimizde, töremizde, ahlakımızda, geçmişimizde vardır. Siz bunların tümünü atıyorsunuz bir köşeye, öğretmene şiddet uyguluyorsunuz. Bu adam derdini nasıl anlatacak? 

Ataması yapılmayan binlerce öğretmen var. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 127 bin öğretmen kadrosu boş ancak atama yapılmıyor. Siz, onlar sorunlarını dile getir diye acımasızca dövüyorsunuz. 

Ekim 2013'te yoksulluk sınırı 3 bin 741 lira. En düşük öğretmen aylığı ise 1951 lira. Öğretmeni itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Döverek bunu yapmaya çalışıyorlar. Öğretmenlerin yüzde 89.2'si borçlu, yüzde 96.5'i mesleğinin itibar kaybettiğine inanıyor, yüzde 66.9'u umutsuzluk içinde. 

Bu diktatör, bu kadar zor koşullardaki öğret, '15 saat çalışıp yüksek maaş almaları haksızlık değil mi?' diyor. Verdiği parayı yüksek görüyor, insaf. Öğretmen maaşı ABD'de 3 bin, Almanya'da 2 bin 300, Fransa'da 2 bin 500, Yunanistan'da 2 bin 166 dolar, Türkiye'de ise 919 dolar. Geldiğimiz nokta bu. Öğretmen 1816 saat çalışıyor. OECD ülkeleri içinde bir öğretmenin en çok çalıştığı ülke Türkiye." 

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın "Yırtık ayakkabıyla siyasete girdim" dediğini ifade ederek, "Şimdi bu öğretmene, dünyanın en zengin Başbakanı olduğunu nasıl anlatacaksın? Öğretmene gelince fazla, beyefendiye gelince yetmiyor. Kefenin cebi olsa bunlar dolar doldururlar" dedi. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, öğretmenlerin sorunlarını çözebilecek partinin CHP olduğunu ifade etti. 

Mısır'da darbe olduğunda ilk eleştirenlerden birinin kendisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Arkasından ilave ettim: 'Dışişlerini sözde stratejik derinlik kitabını yazan adama teslim ederseniz Mısır'la ilgili sağlıklı görüş oluşmaz' dedim. Sonra bunlar Mısır'ı düşman ilan ettiler. Mısır halkını da neredeyse düşman ettiler" diye konuştu. 

Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi: 

"Mısır El Ezher Üniversitesi'nin Rektörü. Herkesin saygı duyduğu kişi. Erdoğan onu lanetlediği için Mısır'da Türkiye'ye karşı ciddi kırılma oldu. Kimsin sen başka bir üniversitenin rektörünü lanetleyeceksin? Nereden alıyorsun bu yetkiyi? Yazık günah değil mi? Bu ülkenin yıllarca uğraşarak elde ettiği kazanımları, bir cümleyle çöp sepetine atacaksın. 

Mısır politikası iflas etti. Tıpkı Suriye politikası gibi. Şimdi Irak'ı onarmaya çalışıyorlar. Ama bizim sayemizde. Biz bunu düzeltmeye çalışıyoruz. Mısır'da da benzer olay oldu. İki arkadaşımızı Mısır'a görevlendirdik. 'Mısır halkı ile Türkiye halkı kardeştir. İktidara kızıp Türkiye halkına kızmasınlar' dedik. Bütün kesimlere bu mesajı verdik. 

Sonra bizim büyükeliçiyi tekrar Mısır'a gönderdiler. Ama hala Mısır'ın içişlerine karışmayı sürdürüyorlar. Sonra Mısır, büyükelçiyi istenmeyen adam ilan etti. 

Dışişleri Bakanı'nın nasıl olduğunu anlatan ilginç bir örnek. Sayın Sezgin Tanrıkulu'nun verdiği soru önergesine yanıtında, Mısır ile Türkiye'nin ilişkilerinin sağlam hukuki zemine dayandığını söylüyor. Yani, 'ilişkiler çok iyi' diyor. 14 Kasım 2003 tarihinde bunu imzalayıp gönderiyor. Üzerinden 10 gün geçmeden büyükelçi istenmeyen adam ilan edildi. Bu nasıl Dışişleri Bakanı? 'Stratejik Derinlik' diye kitap yazmış. Bu önergeye verdiği yanıt, aslında stratejik rezaleti ortaya çıkardı" 

Kemal Kılıçdaroğlu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Mısır'de ne olduğunu bilmediğini ileri sürdü. Uluslararası ilişkiler öğrencilerinin, hatta lise öğrencilerinin bile Ortadoğu'da Mısır, İsrail, Suriye gibi ülkelerin önemli olduğunu bildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Mısır'da büyükelçimiz yok, Suriye'de yok, İsrail'de yok. Neymiş, 'Bizim dış ilişkilerimiz çok sağlam hukuki zemine dayanıyormuş.' Sevsinler senin hukuk anlayışını. Rabia işareti yapıyor birisi. Sen Türkiye'de yaşıyorsun. Rabia'yı çok seviyorsan, gider oranın vatandaşı olur, orada siyasi faaliyette bulunursun. Sen Türkiye'desin. Millet perişan, sen Mısır'la uğraşıyorsun" dedi. 

Başbakan Erdoğan'ın, Mısır'daki darbeye karşı tepkisini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Sudan'da da darbe yapıldı. Ömer el Beşir binlerce kişiyi öldürdü. Bu, kırmızı halılar serdi ve Türkiye'ye davet etti. Demek ki sen darbecilere karşı değilsin. Amigoluğu bırak. Elini göstereceksen, ellerinle yüzünü kapat da ayıbını gizle bari" diye konuştu. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "12 Eylül'ün ürünüdür Adalet ve Kalkınma Partisi. 12 Eylül ürünü olan bir siyasal parti, 12 Eylül ile hesaplaşamaz. Yüzde 10 seçim barajını kaldırmazsanız, anayasayı değiştirmezseniz, lider sultasını kaldırmazsanız, YÖK'ü kaldırmazsanız 12 Eylül ile hesaplaşamazsınız" dedi. 

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bir TIR'da ele geçirilen ve Suriye'ye gittiği iddia edilen silahlar konusuna değinerek, bu davayı yakından takip ettiklerini söyledi. 

TIR şoförünün ifadesinde, "Ben bu malzemeleri daha önce iki defa Reyhanlı'ya götürüp teslim ettim. Teslim ettiğim yer jandarma karakolunun korumasında olan etrafı çevrili bir yerdi. Zaten oraya girebilmek için jandarma kontrolünden geçiyorum. Ancak aracı aramadılar. Kasasına bakmadılar. Ancak bizim TIR'ı götüren önce bir araç duruyor, o araç ile konuştular. Sonra o karakol binasının 200 metre ötesinde etrafı çevrili bir alana ben yükü boşalttım. Boşalttığım yükler hepsi ambalajlı, sarılı şekildeydi" ifadelerinin yer aldığını okuyan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bu bir suç belgesidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin meşruluğunun uluslararası alanda tartışılmasına yol açar. Siz Suriye'ye silah sevkiyatı yapıyorsunuz, Türkiye'de üretiyorsunuz, TIR'a yüklüyorsunuz, jandarma kontrolünde gönderiyorsunuz. Kim söylüyor? Silahları taşıyan şoför söylüyor. Niye yapıyorsunuz bunu? Müslümanı Müslümana kırdırmak için. Niye yapıyorsunuz bunu? Dış politikada battığınız için. Esad'ı devirecekti, iki haftası kalmıştı. Silah gönderiyorya, 'nasıl olsa silah gönderdik bunlar biran önce yıkılacak'. Kimsenin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini bu konuma düşürmeye hakkı da yoktur, yetkisi de yoktur. 

Türkiye'yi Ortadoğu'nun şamaroğlanına döndürdüler. Buradan söylüyorum, şamaroğlanı olan Türkiye Cumhuriyeti değil, şamaroğlanı olan onun başındaki adamdır." 

Kılıçdaroğlu, konuşmasında, Cenevre'de 5+1 ülkeleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmadan dolayı tebrik etti. Kitle imha silahlarının üretilmesinin önüne geçecek olan bu anlaşmayı büyük bir mutluluklu karşıladıklarını belirten Kılıçdaroğlu, "İran diplomaside çok önemli bir aşama kaydediyor. İran uluslararası sistemin entegre olmuş bir parçası haline dönüşüyor. Bu bölge önemli bir bölgedir. Bu bölgede kitle imha silahları olmamalıdır. Bu bölgede bütün ülkelerin barışa, dostluğa ihtiyacı vardır. İran diplomasisini, diplomatlarını yürekten kutluyorum" diye konuştu. 

Türkiye'nin 12 Eylül 1980 darbesinde ağır darbeler aldığını, bu dönemde 650 bin kişinin gözaltına alındığını, 230 bin kişinin yargılandığını, aralarında yaşı büyütülen Erdal Eren'in de olduğu 50 kişinin idam edildiğini, yüzlerce kişinin faili meçhul kurbanı olduğunu, 14 bin kişinin vatandaşlıktan çıkarıldığını, 10 binin üzerindeki vatandaşın da sakıncalı görülerek fişlendiğini aktaran Kılıçdaroğlu, bir arkadaşının bu dönemde sakıncalı görülmesi nedeniyle yurtdışına çıkışına izin verilmemesi üzerine yaşadığı sıkıntıyı anlattı. 

"Darbecilerin mıntıka temizliği" yaptığını, devrimcileri, aydınları, solcuları, ülkücüleri hapishanelerde tuttuklarını, kendi hukuklarını oluşturduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bütün bunlar yapılırken, bedeller ödenirken bedel ödemeyen bir grup vardı; adı o dönem AKP olmayan AKP yandaşları. Onlara hiçkimse dokunmadı. Onlar sadece alkışladılar, onların önü açıldı. Ve onlar 11 yıldır iktidardalar. Hiç birisi 12 Eylül darbesinden en ufak bir bedel ödememiştir. İhbar ettiler. Muhbir görevini zaten onlar seviyorlar" dedi. 

AK Parti'nin 12 Eylül'ün ürünü olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

"12 Eylül ürünü olan bir siyasal parti, 12 Eylül ile hesaplaşamaz. Sözde hesaplaşmak için bir dava açıldı. İki kişi; Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya. Başka sanık yok ortada. Faili meçhulleri araştıralım. 'Dokunmayın ona' diyorlar. Yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. 'Olmaz'. Darbe hukukundan besleniyorlar, çünkü 12 Eylül ürünüler. Arada bir fark var; birisinin apoletleri yok, birisinin var. İkisi de darbe hukukunu oluşturdu. Birisi yaptı, öbürü aynen devam ettiriyor. Yüzde 10 seçim barajını kaldırmazsanız, anayasayı değiştirmezseniz, lider sultasını kaldırmazsanız, YÖK'ü kaldırmazsanız 12 Eylül ile hesaplaşamazsınız." 

Yeni anayasa yapımı sürecinde AK Parti'nin TBMM Uzlaşma Komisyonu'nun kurulmasının gündeme gelmesinden itibaren hesaplarını, CHP'nin uzlaşma masasını terk etmesi ve bu tavrı halka şikayet etme üzerine yaptığını savunan Kılıçdaroğlu, "Sonunda ne oldu? Bu darbeciler baktılar ki CHP kendi bildikleri CHP değil. 'Ne yapacağız? En iyisi Cemil Çiçek aracılığıyla biz masadan tüyelim.' Bunlar darbeci. Demokrat, özgürlükçü değil. Bunlar bizim anladığımız anlamda bir anayasanın yapılmasından da yana değil" diye konuştu. 

Başkanlık sisteminin tek adam olabilme isteğinin bir sonucu olarak gündeme getirildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, buna karşı çıktıklarını belirtti. Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu masasından kaçtığını ileri sürerek, "Bütün yurttaşlarıma söylüyorum; sivil, özgürlükçü, çağdaş bir anayasa yapmak istiyorsanız adresiniz CHP'dir" dedi. 

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in komisyon başkanlığını bırakmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, Çiçek'in görevinin siyasi partiler arası uzlaşması sağlamak olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, "Eğer ayrılacaksan TBMM Başkanlığından ayrıl, ben de seni kutlayacağım" dedi. 

Kılıçdaroğlu, konuşmasında Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın açıklamalarına da değinerek, "Gözünü sevdiğim değerli yargıcım sen AKP'nin seni kandırdığını yeni mi fark ettin? Elbette seni kandıracak. Adamın zaten isteği, arzusu o. Anayasayı değiştirmek istemiyor ki. Anayasayı değiştirme rolünü üstleniyor" değerlendirmesinde bulundu. 

Bazı gazetecilerin kod adı kullanılarak alınan mahkeme kararları ile telefon görüşmelerinin dinlenmesi olayını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, MİT yasasına göre karar alınabilmesi için dinlenecek kişinin kimliğinin açık olması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, "Normal işleyen bir demokraside bu rezalet hükümetleri, o yargıcı, o MİT müsteşarını götürür. Ama emin olun onları bu halk götürecek" dedi. 

Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadaki, sanatçı Ahmet Kaya'nın ödül aldığı bir törende yaşanan olaylar ve buradaki sanatçılara ilişkin sözlerini hatırlattı. Sanatçıların Erdoğan'ın bu sözlerine bir yanıt vermesini beklediğini, ancak böyle bir durumun yaşanmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: 

"Bunların içinden bir sanatçı çıkar, 'Sayın başbakan bizi eleştirebilirsin ama bize ulan diyemezsin' der diye bekledim. Diyemediler, hiç birisi söyleyemedi, konuşamadı. Sizin sanatçılığınız su götürür bu saatten sonra. Üstelik bunlar geziye katılmayanlar. Erdoğan'ın yanında olup, önünde diz çökenler. Bir başbakanın önünde diz çöken, başbakan 'ulan' dediği zaman sesini çıkarmayan kişiye dünyanın hiçbir ülkesinde sanatçı denmez. Eğer ben bu lafı etseydim, bunlar koro halinde televizyon programlarında neler neler söylerlerdi. 'Vay efendim sen nasıl bunu dersin' diye. Neden? Çünkü bizim hoşgörümüzü biliyorlar.

Ama korku dağları engelliyor. Sanatçı korkmaz, sanatçı rüzgara karşı yürüyen adamdır. Sen bunu bilmiyorsan, sen sanatçı olamazsın. Sen sanatçının s'si bile olamazsın. Sana hakaret ediliyor, sesin bile çıkmıyor." 

Kılıçdaroğlu, "Her türlü hakareti yapıyorsun, yeri geldiğinde akil adam diye sokaklarda gezdiriyorsun, dönüp 'ulan' diyorsun, sana sesini bile çıkarmıyor. Buna kim sanatçı der?" diyerek, sanata ve sanatçıya değer veren partinin CHP olduğunu söyledi. 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter

    www.altiokhaber.com

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz: