20 Eylül 2019 Cuma

Hükümetin stratejisi yok

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, terör sorununun çözümüne yönelik, hükümetin net bir stratejisinin olmadığını ileri sürdü.

13 Ocak 2013 Pazar 11:20
Hükümetin stratejisi yok
PEKİN - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çin'e giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu gazetecilere, “İmralı süreci kendi içinde gelişmeli ve yürümeli. Bir yerde bir cinayet oldu, bir infaz oldu, dolayisiyla süreç aksadi diye bakmak doğru değil. Süreç, eğer hükümetin böyle bir kararaliği varsa, kendi içinde yürümeli” dedi.

KREDİ POLEMİĞİ 

Benim yaptiğim açiklamadan sonra Sayın Başbakan’ın tavrı doğrusunu isterseniz, bende de şaskinlik yaratti. Türkiye’nin en temel sorununu çözme konusu noktasinda ana muhalefet partisinin olaya olumlu yaklaşimina olumsuz tepki vermek, aslinda sorunu çözmemek gibi bir iradeyi, dolayli yoldan ortaya koymak anlamina geliyor. Ben öyle yorumluyorum, o nedenle süreci büyük bir dikkatle takip edeceğiz.

Bu sorunlar bazen geniş, bazen dar, tüm kesimleri ilgilendiriyor. Sorun kronikleştikçe sorunun yayıldığı alan ülke sınırlarını aşabilir. 30 yildir bir sorun çözülemiyorsa, bu sorunun çözülmesi noktasinda herkesin sorumluluk ortaya koymasi gerekiyor. CHP olarak biz bu sorunun bilincinde hareket ediyoruz, sorunun çözülmesine katki vermek istiyoruz. Eğer çözülecekse, niye sorunu çözüyorsunuz? diye tepki göstermeniz hiç bir anlami yok. Kendi insanınızı ve ülkenizi seviyorsaniz, bu ülkede herkesin barış içinde, huzur içinde yaşamasini isterseniz, bizim beklentimiz ve talebimiz bu. Biz bu ülkeye barışı getireceğiz, bu ülkede barış içinde herkesin mutlu olabiliceği ortamı yaratacağız derlerse, biz bundan mutluluk duyarız.

Somut gelişme olmadan İmrali sürecinde bilgi verilmeyecegi söylendi, bilgi verip vermemek onlarin takdiridir. İlla bize gelin bilgi verin diye bir talebimiz yok. Söylemimiz şu; eğer siz CHP’den bu sorunun çözümü için katkı bekliyorsanız, gelişmeleri, sağlıklı işleyen bir demokraside iktidar ana muhalefet partisine gelir, bilgi verir. Dolayisiyla o gelişmelerden bizim de bilgimiz olsun ama bize bilgi vermeleri şart değil, parlamentoya da bilgi verebilirler. Parlamentoya bilgi vermiş olurlarsa, bize de bilgi verilmiş olur. Siz sorunun çözümende gerçektende bir toplumsal uzlaşma ariyormusunuz, aramiyormusunuz? Benim gördüğüm, bizim çıkışımıza karşılık hükümetin bir toplumsal uzlaşma aramadiği, öyle bir niyetinin olmadığı. 

Farkli tepkiler geldi, Sayin Başbaka’nın tepkisi ile AKP’den diğer sözcüler arasinda da çok fark var. Dolayisiyla, ben sorunun çözümüne yönelik hükümetin kafasinda oluşmuş net bir stratejinin olduğuna inanmiyorum. Eğer öyle bir strateji olsaydı, bu herhalde bir şekliyle daha net ortaya koyulurdu.

Bir gazetecinin bu süreçten umutlu musunuz? sorusunu Kılıçdaroğlu şu şekilde cevapladı; “Herhalde çözeceğiz birgün… Çözümün yakın olduğuna ihtimal vermiyorum. Nedeni de hükümetin elinde bu konuda bir strateji yok.”

BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın, CHP’nin de İmralı Müzakereleri sürecin içinde olması gerektiğini, söylediğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, “Biz bu sürecin içerisinde olmak istemeyiz. Görüşme trafiğini mi kastediyorsunuz? O süreç bizim dışımızdaki bir süreç, bunu yapan hükümet, biz ona dahil olmak istemeyiz.”

Kılıçdaroğlu, “o zaman neye kredi veriyorsunuz?” şeklindeki soruya; “Hükümet sorunu çözeceğim diyor. Eğer sorunu çözecekse, biz bundan menuniyet duyarız. Hükümete kredi açarken 4 şart öne sürdük, bunları yaptığı takdirde, elbetteki o görüşmelerden bizim anlayışımıza uygun bir çözüm yakalanmışsa, ona destek vereceğiz ama boyutları belli olmayan, içeriği belli olmayan, bir konuda bizim kalkıpda yüzde yüz size her konuda destek vereceğiz dememiz söz konusu olamaz.

Millete hesap verilemeyecek angajman şudur, halkin duyarlılığıdır… Yani bir siyasal iktidar Türkiye’nin en kritik sorununu çözerken, halkin duyarlılıklarını dikkate almalıdır.”

FRANSA AÇIKLASIN 

Başbakan’ın Fransa Paris’te suikasta uğrayan teröristlerle niçin görüştüğünü açıklasın dediğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu;

“Aziz nesin olsaydi çok güzel cevap verirdi. Ona kalkıyorsunuz, efendim niye onunla konuşuyorsunuz? diyorsunuz. Eee sormaz mı o, sen kiminle konuşyorsun? diye. Ağzınızdan çıkanı, eyleminizin ne olduğunu düşünerek konuşacaksınız. Bir eylemde bulunmuşsunuz, görüşmeler sürdürüyorsunuz, öbür tarafa diyorsunuz ki niye görüşüyorsun? Sen niye görüşüyorsun, diye sorarsa ne yanit vereceksiniz? Recep Tayyip Erdogan komedi yani.

PARTİ İÇİNDE FARKLI SESLER İDDİASI

Öcalan’la görüşülsün mü, görüşülmesin mi? konusunda parti içinde farklı sesler olduğu iddiasının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu; 

”Herhangi bir farkli ses yok. Bu olayın otuz yıldır silahla çözülemeyeceğini herkes biliyor, kabul ediyor. O zaman, bizim hep sorunun çözümüne yönelik farkli strtajiler ve yol haritaları belirlememiz gerekiyor. Olay çok boyutlu bir olay, Biz neden toplumsal uzlaşmadan söz ediyoruz? Gerekçesi, bu toplumun yüzde birlik kesiminin bile önemli katkılarının olacağına ınanıyoruz. Çünkü biz bir toplumsal uzlaşmayla bu kadar kritik köklü bir sorunu çözelim dedik” dedi.

Parti içindeki farklı görüşlere disiplin cezası uygulanacağı şeklindeki şöylentilerin olduğu söylenmesi üzerine, Kılıçdaroğlu öyle bir şey olmadığını belirtti.


ANA DİLDE SAVUNMA 

Biz kişinin kendisini yargıda savunması konusunda bir önerge verdik. Zaten bizim önergemiz sadece savunma sırasında değil, savcılık ve emniyeti de kapsayan önerge.

Bizim önergemiz, İnsan Haklari Sözleşmesi’ne uygun, evrensel hukukun gerektirdiği şekilde hazirlandi ve verildi. Ama bizim önergemiz kabul edilmedi, AKP kendi önergesinde israr ediyor. Şu anda durmuş durumda parlementoda bekliyor.

AHMET TÜRK’ÜN BARIŞ KONSEYI KURULABILIR AÇIKLAMASI 

Ahmet Türk’ün görüşmelerini bilmiyoruz. Tabii ki bizim görüşümüz sorunun çözümünde zeminin parlamento olduğudur. Parlamentonun bu sorunu çözmesi konusunda bir irade sergilemesi gerektiğini biz israrla ifade ediyoruz. Dolayısıyla, bu görüşü her kim paylaşırsa, AKP, MHP, BDP, STKlar seviniriz. Bizim açımızdan sorunun çözümüzde bir yol haritamiz var, yol haritasi ile yola çikmamiz gerekiyor, ona uygun bir starteji belirlemis gerekiyor. Biz bu önermizi Sayin Başbakana götürdük, ifade ettik, kamuoyu ile paylaştik, kamuoyundan destekte bulduk ama hayata geçme olanağı olmadı.

Toplumsal uzlaşmanın birinci ayağı siyasal uzlaşmadır. Siyasal uzlaşma parlementoda bulunan 4 parti ile olur. Toplumsal uzlaşma ise, buna STK, Baro ve kanaat önderlerinin katılmasıdır. Bu da siyasal uzlaşma ile beraber olduğu zaman, toplumsal uzlaşma gerçekleşmiş olur. Akil insanlar da dahil mi buna? Evet onlar da dahil, biz baştan beri toplumsal uzlaşma derken bu iki ayaği dahil ediyoruz.

ANAYASA HAZIRLIĞINDA İKİ PARTİ İLE SÜRECE DEVAM EDİLMESİ 

Bu yeterince anlaşılmamış, ya da herkes anladığı gibi okuyor. 4 siyasal partinin parlamentoda bir araya gelmesi, parlamentota dışında da kanaat önderlerinden oluşan bir komisyonun oluşturulmas bu bizim talebimizdi. Sayin Başbakan’ın toplumsal uzlaşmanın farklı birşey olduğunu öğrenmesi lazım. Toplumsal uzlaşma oy çokluğu ile bir sorunun çözülmesi değildir. Yani AKP ile CHP’nin oyu yüzde 75, biz istediğimiz yapariz. Hayır demokrasi bu değildir. Sizden üç kişi, bizden üç kişi geldik yanyana neyi çözeceğiz?

Toplumsal uzlaşma, bu sorunun çözümünde kilit sözcüktür. Ben merak ediyorum üç milletvekili yanyana geldi neyi konuşacaklar? iki parti biraraya gelip, anayasayı değişitirebilir mi? O anayasa değişirse, o anayasanın bu ülkenin ve toplumun anayasası olduğunu kabul edebilir miyiz? Çoğunluğun anayasasI olur, onun için toplumsal uzlaşma kavramInin Sayin Başbakan’ın ve ekibinin çok iyi anlaması lazım.

Başbakan uzlaşmadan kaçiş yolu olarak. siz üç kişi seçin, biz de üç kişi seçelim, otursunlar bu sorunu çözsünler, diyor. Eğer bu sorunun çözümü iki partinin biraraya gelmesi ile çözülecek olsa çoktan çözülmüştü. Bu sorun…

HÜKÜMET DEĞİL DEVLET GÖRÜŞÜYOR

Baştan çözülemeyecek bir konuda halkı kandırmanın, umut vermenin, anlamı var mı, yazik günah değil mi bu halka? Çözümün ne olduğunu bilimiyoruz. O temas yeni başlamadi. bBu temas kaç kez oldu, kaç kez mektuplaşıldı, kaç görüşme yapıldı, hepsi ne ile sonuçlandi? Fiyasko…

Oslo ve imrali farkli deniyor, hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu, “Oslo gizli yapiyordu şimdi açık açık yapliyor, en azından siz görüşüyorsunuz dendiği zaman Başbakan hiddetlenmemiş olacak” dedi. Hükümet değil devlet görüşüyor, sözünün de halkı kandırmanın bir yolu olduğunu söyledi.

MADEN KAZASI

Sağlikli çalişan bir demokraside, Çalişma ve Sosyal Güvenlik Bakani ile Enerji Bakanlarının koltuklarından ayrilması lazim. Bir, iki, üç, dört değil 6 kez o patlamanın olduğu maden ocağında çalışma koşuları yoktur, diye tutnak tutuldu ve her seferinde Bakanlık önüne konuldu. Ama siz çalışmanıza devam edin denildi ve o işçiler yaşamlarin yitirdiler. Hesabini veren yok. Denetimlerin gereği yapilmiyor.

Çin ziyaretinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP Meclis Grup Başkanvekili Muharrem İnce, CHP Genel Başkan Yardımcıları Faruk Loğoğlu, Erdoğan Toprak ve Emrehan Halıcı eşlik ediyorlar. (Haber: CHP YİB)

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter

    www.altiokhaber.com

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz: