17 Eylül 2019 Salı

Erken seçim iddiası mesnetsiz

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, erken seçim iddialarının tamamen mesnetsiz olduğunu belirterek ''Seçimlerin zamanında yapılması gereken bir dönemdeyiz." dedi.

09 Haziran 2013 Pazar 08:29
Erken seçim iddiası mesnetsiz
İstanbul - AKP Genel Başkan Yardımcısı ve parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, erken seçim iddialarına ilişkin, "Bu iddianın tamamen mesnetsiz, tamamen gereksiz, asparagas demeyeceğim ama hayal mahsulü olan bir iddia olduğunu ifade etmek isterim'' dedi.

Çelik, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında partinin Sütlüce'deki İstanbul İl Başkanlığı'nda gerçekleştirilen AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunarak, sorularını yanıtladı.

Bazı medya organlarında erken seçim yapılacağı iddialarının yer aldığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

"Bu iddianın tamamen mesnetsiz, tamamen gereksiz, asparagas demeyeceğim ama hayal mahsulü olan bir iddia olduğunu ifade etmek isterim. Evet, önümüzde bir seçim var, o da malumunuz Mart 2014'tedir. Mahalli seçimleri yapılacaktır mart sonunda. Daha sonra ağustos ayında insanımız, ülkemiz cumhurbaşkanını seçecektir, 2015 haziran ayında da genel milletvekili seçimi yapılacaktır. Artık Türkiye'de istikrar var, Türkiye'de siyasi istikrar var, AKP ile belirsizlikler ortadan kalkmıştır.

Seçimlerin zamanında yapıldığı ve mutlaka zamanında yapılması gereken bir dönemdeyiz."

Çelik, bu haberleri çıkaranların, yayanların, böyle iddiada bulunanların amacı ne olursa olsun, bunların doğru olmadığını, hayal mahsulü olduğunu kesin bir dille ifade etmek istediğini vurgulayarak, "Bizim gündemimizde böyle bir şey yok, böyle bir düşünce de yok, böyle bir eylem de yok" dedi.

Mayıs ayı değerlendirmesi

Başbakan Erdoğan'ın defalarca, ısrarlı şekilde ifade ettiği gibi faiz lobisine de "istemezükçü" lobisine de teslim olmayacaklarını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

"Gezi Parkı meselesi ortaya çıkmadan önce Türkiye'de olup bitenleri paylaşmak istiyorum. Sadece mayıs ayındaki gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Neler oldu? Çözüm süreciyle PKK bütün silahlı unsurlarını yurt dışına çekti. Bu çok önemli bir gelişmeydi. Huzurumuz, annelerin gözyaşının dinmesi, başka ocaklara ateş düşmemesi, gencecik fidanlarımızın toprağa düşmemesi, milyar dolarlık kaynaklarımızın heba olmaması, ağızımızın tadının daha fazla kaçmaması açısından son derece önemliydi. Mayıs ayında üçüncü havaalanı ihalesi yapıldı. Buradan kamunun kazanacağı para, yani devletin bütçesine, yani milletin bütçesine girecek para, vergisiyle beraber 70 milyar liradır. 22 milyar dolarlık nükleer santral ihalesi yapılmıştır. Türkiye bütün her şeye rağmen bunu gerçekleştirmiştir. Bu son derece önemli bir adımdır. 3. Boğaz Köprüsü'nün temeli atılmıştır.

Burada da kamunun cebinden bir kuruş para çıkmayacaktır. 4,5 milyar dolara mal olacak bu köprü, 2 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanacaktır. Bu da muhteşem bir şeydir. Mayıs ayında Türkiye IMF'ye olan bütün borcunu ödemiştir, borcunu sıfırlamıştır.

Daha önce alan el konumunda olan Türkiye, şimdi veren el pozisyonuna gelmiştir. Bu da son derece önemliydi. Uluslararası derecelendirme kuruluşları, peş peşe Türkiye'nin yatırım yapılabilir notunu yükseltmişlerdir. Bu, Türkiye ile ilgili müthiş bir olumlu algının oluşmasını sağladı. Otomotiv sektörü, bütün mayısların rekorlarını egale ederek, 2013 mayıs ayında 82 bin Türkiye'de araç satmıştır."

Taksim Gezi Parkı olayları

Hüseyin Çelik, Türkiye'de bu kadar güzel gelişmeler yaşanırken, bölgesinin yıldızı bir ülke olarak yükselirken, siyasi istikrarla yoluna devam ederken, siyasi istikrarın ekonomik istikrar olarak vatandaşa yansırken, bütün dünyayı ve Avrupa'yı küresel ekonomik kriz kasıp kavururken Türkiye güzel bir şekilde yolunda giderken Gezi Parkı meselesiyle maalesef bu güzel atmosferin, bu olumlu algının karartılmaya çalışıldığını kaydetti.

Gezi Parkı'nda çevre duyarlılığından dolayı tepkilerini ortaya koyan vatandaşların bu davranışını, daha önce saygıdeğer bulduklarını söylediğini hatırlatan Çelik, şöyle konuştu:

"Endişesi olan vatandaşlarımızın endişe etmemesi gerekiyor. 'Endişeye mahal yoktur' dedik. Eğer orada ağaç katledilerek bildiğimiz tarzda bir AVM yapılırsa 'Ben gider oraya Hüseyin Çelik olarak yatarım. AKP Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü sıfatıyla gider bunu yaparım' dedim. Ama bu çevre, yeşil duyarlılığı olmaktan maalesef çıkarıldı, farklı farklı mecralara götürüldü.

Zaman zaman şu veya bu nedenlerle gayri memnun olan vatandaşların demokratik kurallar çerçevesinde meşruiyetin dışına çıkmadan, asla şiddete ve kırıp dökmeye başvurmadan tepkilerini dile getirmelerini de her zaman saygıdeğer bulduk, bundan sonra da böyle yapacağız. Ama şu dükkanı paramparça edilen, camı çerçevesi indirilen esnafı hiç mi görmüyoruz? Şu parçalanan kaldırımları, tahrip edilen yeşili, parçalanıp atılan fıskiyeleri, belediye otobüslerini, vatandaşa ait araçları, ters çevrilen ambulansları görmüyor muyuz?"

"Millet vicdanında mahkum edilecektir"

AKP Genel Başkan Yardımcısı Çelik, olaylar sonunda kamuoyunun büyük bir mali külfetle karşı karşıya bırakıldığını, 70 milyon lira zarar meydana geldiğini belirterek, hayatını kaybeden insanların hakkının hiç bir maddi değerle ifade ve telafi edilemeyeceğini söyledi.

Çelik, "Bunlara sebebiyetler veren, özellikle masum bir talebi veya masum bir taleple başlayan bir hareketi vandalizme dönüştürenler kesinlikle millet vicdanında mahkum edileceklerdir. Bunları da görmemiz gerekir. Esasen Sayın Başbakan tarafından da 'birkaç çapulcu' diye nitelendirdiği insanlar bunlardır. Sayın Başbakan '3-5 çapulcu' demiştir. Sayın Başbakan bu olaylara katılan kimselerin 3-5 kişi olmadığının farkındadır" ifadelerini kullandı.

"Yalan, fiskos ve iftira makinası çalıştırıldı"

Başbakan Erdoğan'ın eylemlere katılan insanlara, çevre ve yeşil duyarlılığı olanlara, öyle veya böyle demokratik yollarla, efendice olması gerektiği gibi tepkisini ortaya koyan insanlara da "çapulcu" demiş gibi maalesef sosyal medya ciddi bir fırtına koparıldığını dile getiren Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yalan, fiskos, iftira makinası çalıştırıldı ve gittikçe olaylar daha fazla büyütüldü, öfke kabartıldı, insanlar galeyana getirilmeye çalışıldı. Sosyal medyada özellikle twitter'da ne tür yalanların, ne tür iftiraların ortaya atıldığını, ne tür hakaret ve küfürlerin havada uçuştuğunu hepimiz takip ettik. Dolayısıyla ülke, insan, polis bizimdir. Kendi kendimize zarar vermeyelim. Aslında bu hareketleri yapanlar, özellikle yıkıp dökenler, devirenler, parçalayanlar, AKP'ye zarar verdiğini zannediyor, aslında kendimize, geleceğimize ve ülkemize zarar veriyoruz.

Bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bundan sonra da talebi, söyleyecek sözü, memnuniyetsizliği olanlar, bir şeye itiraz eden, bir şeyi talep eden, bir şeye karşı çıkan insanların bütün demokrasilerde olduğu gibi elbette tepkilerini demokratik usullerle ortaya koymalarından rahatsız olmayız, buna zemin hazırlarız ve onların güvenliğini de sağlarız. Ama gösterici, itirazcı, protestocu, protestosu ve gösterisiyle işi çığırından çıkarıp, terör derecesindeki şiddete götürürse, başvurursa haklı olduğu konumda bile haksız duruma düşer."

"Bazı şeyler istismar edilmesin"

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, herkesin ne yaptığını çok iyi bilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Birileri içki düzenlemesini bahane olarak kullanabilir, bir başkası başka türlü şeyleri bahane olarak kullanabilir. 12 Eylül 1980 darbesinden önce Türkiye'de kaşınan ve insanların düşmesine yol açan bazı hassasiyetler birileri tarafından bugünlerde tahrik ediliyor, bazı illerde mezhep çatışmasına dönebilecek bazı kışkırtmalar yapılıyor. Herkesin dinine de herkesin mezhebine de herkesin dindarlığına da herkesin dinsizliğine de ibadetini yapmasına da yapmamasına da hayatını tanzim etme biçimine saygı duyarız, bizim böyle bir derdimiz yok. Onun için sukunetle kendimize, çocuklarımıza, çocuklarımızın geleceğine ve ülkemize zarar vermeyecek şekilde yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bu konudaki, halkımızla birlikte yürüme kararlılığı da sürdürüyoruz. Bazı şeyler istismar edilmesin."

Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu yıkılacağı zaman da birilerinin "Burayı yıkacak, cami yapacaklar" diye kıyametler kopardığını anlatan Çelik, "Tiyatro bitirildikten sonra yeni halini görenlerin eski ile mukayese edince utanmış olması lazım" dedi.

"Süreç hükümetin kontrolü altındadır"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "çevre konusunda duyarlı olan çevreci kardeşim, gel eğer bu konuda ortak bir platform oluşturmak istiyorsan benimle oluştur" demesinin altında da bu düşüncenin yattığına işaret eden Çelik, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla süreç hükümetin kontrolü altındadır.  Ümit ediyorum ki her yerde bunu gözlüyoruz, daha fazla aklıselim galebe çalmaktadır. O tahripkarların da ayıklanıp kenara itilmesiyle birlikte süreç normal seyirde devam edecektir. Bizimle meselesini paylaşmak isteyen makul, meşru, mantıklı taleplerle bize gelen herkese gönlümüz de açık kapımız da. Ancak böyle hani yeniçerilerin kelle istemesi gibi gelirse kusura bakmayın bu da hükümet nezdinde yansıma bulmaz. Ben yıllardır sayın Başbakanı tanırım. Sayın Başbakan suçlu olmadığına inandığını bir arkadaşının kellesini birileri istiyor diye hiçbir zaman vermedi, vermez. Eğer birinin hatası varsa kusuru varsa kastı varsa bile bile yanlış yaptıysa kimsenin bir şey söylemesine gerek yok, hükümet kendisi zaten onu cezalandırır. Ancak görevini yapan insanların da böyle sabah akşam birileri tarafından kellesinin istenmesi doğru bir yaklaşım değildir."

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter

    www.altiokhaber.com

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz: