Erdoğan yüz yüze eğitim kararını açıkladı

Erdoğan yüz yüze eğitim kararını açıkladı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüz yüze eğitimin köy okullarında 15 Şubat’ta başlayacağını duyururken, 8. ve 12. sınıflar dahil olmak üzere diğer okulların da 1 Mart’ta kademeli olarak açılabileceğini belirtti. Bazı işyerlerine uygulanan yeni tip Koronavirüs (Covid-19) kısıtlamalarının, vaka sayısının belli bir seviyenin altına düşmesiyle azaltılabileceğini söyleyen Erdoğan, “Vakaların belli bir sayının altına düşmesiyle esnafımıza yönelik kısıtlamaların da esnetilmesine yönelik takvimi de uygulamak istiyoruz” dedi.

Kabine toplantısının ardından konuşan Erdoğan, Covid-19 kısıtlamalarına ilişkin yeni kararları açıkladı. ‘Uzaktan eğitim öğretimin temeli olan internet erişimlerindeki sınırlılığı da dikkate alarak’ sözleriyle köy okullarında 15 Şubat’ta yüz yüze eğitime geçileceğini açıklayan Erdoğan, vaka sayılarının arttığı bölgelerde okulların yeniden kapatılabileceğini söyledi. 1 Mart’ta ise kademeli eğitime başlanması için bir takvim hazırlandığını belirten Erdoğan, vaka sayılarının belli bir seviyede kalmasıyla bu takvimi uygulayacaklarını açıkladı.

Erdoğan, Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı reform paketlerinin de ‘yakın zamanda’ hayata geçirileceğini söylerken, yeni bir anayasa gerektiğini de belirtti. Erdoğan, “Türkiye’de sorunların kaynağının darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim vesayet izini silmek mümkün olmuyor. Belki de şimdi Türkiye’nin yeni bir anayasayı tartışmasının vakti gelmiştir” dedi.

Yüksek faiz oranlarını da eleştiren Erdoğan, yüksek faiz uygulandığı sürece yatırımın olmayacağını, istihdamın artmayacağını söyledi. Erdoğan, “Kalkıp da yatırımcı yüksek faizde yatırıma girebilir mi, giremez. Ancak düşük faizle yatırıma girebilmesi mümkün. Bu olduğu zaman istihdam, üretim, ihracat olacaktır. Bütün bunlar olduğu zamanda biz dünya ile yarışır hale geleceğiz” ifadesini kullandı.

Gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin de “Üç beş açgözlü tüccarın milletimize ekmeğini aşını zehir etmesine izin veremeyiz” ifadesini kullanan Erdoğan, yılın ikinci yarısında gıda fiyatlarındaki oynaklığın azalacağını düşündüklerini belirtti. “Gıda komitesi harekete geçerek gereken tedbirleri almaya başladı” diyen Erdoğan, “Piyasa dostu ve kalıcı adımlardan yanayız. Ama özel sektörün de üzerine düşeni yapması önemlidir” açıklamasında bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“2021 yılını yeni bir şahlanış yılı haline getirme gayreti içindeyiz. Sadece Ocak ayında milletimizin hizmetine sunduğumuz eserlerin kısa bir özeti bile kat ettiğimiz mesafeyi göstermeye yeterli olacaktır.

“TÜRKSAT 5A uydumuzu 8 Ocak’ta Amerika’dan yörüngesine bolcu ettik. İnşallah 5B uydumuzu da uzaya fırlatacağız.

“Ülkemizde bir mikro uydu fırlatma tesisi kurma çalışmalarına başladık. İnşallah çok uzak olmayan bir tarihte ülkemiz ve dostlarımızın uydularını kendi tesislerimizden uzaya göndereceğiz.

“Uluslararası ilişkilerimiz çerçevesinde pek çok devlet ve hükümet temsilcileriyle telefon ve telekonferans görüşmeleriyle, yüz yüze kabuller gerçekleştirdik.

“Bugüne kadar yaptıklarımızla yetinmiyor, geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa etmek için her alanda yoğun hazırlıklar yürütüyoruz. Son 18 yılın en büyük özelliği demokrasi ve ekonomide kesintisiz bir reform gündemine sahip olmasıdır.

“Bizim görevimiz dünyanın ve Türkiye’nin değişen şartlarına göre yeni reform gündemleri oluşturmaktır. Her kim bu ülkede yeni reforma ihtiyaç yok derse bilinmelidir ki o kişi Türkiye’den de dünyadan da toplumdan da bihaberdir. Daha düne kadar kendi çocuklarına dahi üniversite imkanı sunamayan Türkiye ile bugün 8 milyon evladına ve 200 bin yabancıya eğitim imkanı sunan Türkiye’nin yaklaşımı aynı olabilir mi?

“Kendi vatandaşlarının asgari ihtiyaçlarını karşılayacak altyapıya sahip olmayan bir ülkenin ihtiyaçlarıyla, bugünküler aynı olabilir mi? Sınırlarının ötesinde güvenli alanlar oluşturan, çok daha ötelerde harekatlar yürüten Türkiye’nin ihtiyaçları aynı olabilir mi?

“Değişimi doğru istikamette yönlendiremeyen toplumların yaşadığı yıkımları hemen yanı başımızda bizzat görüyoruz. Dünyanın her yerinde köklü siyasi, sosyal, ekonomik çalkantılar yaşanırken, Türkiye’nin olduğu yerde çakılıp kalması elbette düşünülemez. Ülkemiz küresel gelişmelerin gerisinde kalıp, statükoya teslim olduğu için büyük bedeller ödemiştir. Bu sefer önünden giderek kendi inisiyatiflerimizi hayata geçirmek suretiyle hedeflerimize ulaşacağız.

“Geldiğimiz noktada yeni ve köklü reform ihtiyaçlarının ertelenemez olduğunu gördük. Bu çerçevede hukuki ve ekonomik reform paketinin çalışmalarını başlatmıştık. Teknik çalışmalar belirli bir seviyeye geldi. Bu reform paketleri çalışılırken dünyadaki ve ülkedeki gelişmelerin analizi yanında, tüm kuruluşlarla görüşmeler yapıldı. Hazırlık çalışmalarında ortaya konan tespitler ve teklifler çerçevesinde her kesimin beklentilerini karşılayacak taslaklar ortaya çıktı.

“İnşallah, çok yakında reform paketlerimizin felsefesini, amaçlarını, hedeflerini ve faaliyet başlıklarını içeren kapsamlı bir çalışmayı kamuoyuyla paylaşacağız. Hemen ardından yasamanın alanındaki konularla ilgili Meclis’te, idari konularla ilgili de Cumhurbaşkanlığı’nda adımları atmaya başlayacağız. Türkiye’de sorunların kaynağının darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim vesayet izini silmek mümkün olmuyor. Bunun için daha önce yeni bir anayasa girişiminde bulunmuştuk. Sandalye sayılarına bakmadan eşit temsilciyle başlayan çalışmalar CHP’nin süreci tıkaması nedeniyle neticeye ulaşamamıştı.

“Belki de şimdi Türkiye’nin yeni bir anayasayı tartışmasının vakti gelmiştir. Anayasa çalışması öyle gizli saklı yerlerde, ülkesiyle zihni ve kalbi bağlantısı kopuk kişilerle yürütülebilecek bir iş değildir.Bu çalışmanın milletin gözü önünde ve temsilcilerinin tamamının katılımıyla gerçekleştirilmesi ve milletin takdirine sunulması gerekir. Cumhur İttifakı’ndaki ortağımızla anlayışa varmamız halinde yeni anayasa için harekete geçebiliriz.

“Koronavirüs salgını tüm dünyada üretimi, tüketimi, ticareti, yatırımları, turizmi, sosyal hayatı derinden etkileyen sorunlara yol açtı. Hasarın boyutunu gösteren çok çarpıcı bazı rakamları paylaşmak istiyorum. Yapılan son tahminlere göre 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 3,5, gelişmiş ülkelerin yüzde 4,9, Avro bölgesinin yüzde 7,2 gelişmekte olan ülkelerin yüzde 2,5 oranında küçülmesi bekleniyor. Görmeye alışık olmadığımız bu rakamlar yaşanan krizin ne kadar büyük olduğunu işaret ediyor. Bu denli küçülme işsizilik değmektir. 2020 yılında çoğu da gençlerden ve kadınlardan oluşan 225 milyon iş kaybı yaşandı. Sadece bunların ekonomik değeri 4 trilyon dolara yakın. Böylesine zorlu bir küresel konjonktürün Türkiye’yi olumsuz etkilememesi mümkün değildir fakat bizi diğer ülkelerden ayıran avantajlarımız var.

“Biz son 18 senede sağlığa, sosyal güvenliğe, sanayiye, teknolojiye, yani toplumun refahını artıracak her alana büyük yatırım yapan bir ülkeyiz. Yatırımların karşılığını da bu gibi zor günlerde alıyoruz. Milletimiz azmini, çalışkanlığını ve yardımseverliğini yeniden tüm dünyaya gösterdi. Sağlıkçılarımızın özverisini, sanayide, tarımda ve hizmet sektöründe çalışan kardeşlerimin alın teri tamamladı. Salgına karşı hep birlikte topyekün bir seferberlik yürüttük. Hükümetimiz de bu konuda vatandaşlarımıza desteklerini artırdı.

“En düşük emekli maaşı ödemesini bin liradan 1500 liraya yükselttik. Sosyal destek kapsamındaki tüm ailelere ilave nakdi yardım yaptık. Büyüklerimize sahip çıkarak 80 yaş üstü vatandaşlarımızı yakın takibe aldık. Ekonomiyi canlandırmak için aldığımız bir dizi tedbiri kararlılıkla uyguladık. Bay Kemal, öyle gidip de çöp konteynırlarının içerisinden aldatmak suretiyle vatandaşlarımızı aç, açık, sefil gibi spekülasyonlarla sen bu milleti aldatamayacaksın. Zaten böyle söyledikçe bak partin de dağılmaya başladı.

“KÇÖ’nün şartlarını kolaylaştırdık, kapsamını genişlettik. Kısa çalışma ve işsizlik sigortasından yararlanamayıp ücretsiz izne çıkarılanlara nakdi destek vermeye başladık. Çeşitli kesimlere verilen hibe desteklerinin rakamı 49 milyar lirayı geçti. Milletime sesleniyorum, 59 milyar lirayı geçti. SGK desteklerimiz ve İŞKUR desteklerimizle bu rakam 71 milyar liraya ulaştı. Geçtiğimiz yıl salgın şartlarına rağmen 16 milyonluk turist sayısına ulaştık. İhracatçılara destekleme ve fiyat istikrarı fonu kapsamında 2,4 milyar lira destek ödemesi yaptık. Pazara giriş çalışmalarını destekledik. Mart 2020’den itibaren belirli sektörler için mücbir sebep ilan ederek vergi yükümlülüklerini ve SGK prim ödemelerini 6 ay erteledik. 29 milyar vergi alacağına ve 40 milyar lira SGK alacağını erteleyerek 2,5 milyon vergi mükellefini rahatlattık.

“İşyeri kiralamaları, otomotiv, motosiklet, bisiklet, kuru temizleme gibi genel orana dahil esnaf hizmetlerinde KDV’yi yüzde 8’e düşürdük. 2021 yılında yaklaşık 12,5 milyar lira vergiden vazgeçmiş olduk. Belediyelere ödenecek vergi, prim, para cezası gibi kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını sağladık. Bu uygulamadan yararlanmak için şu ana kadar 7,5 milyon vatandaşımız 108 milyar dolar alacağı yapılandırmak için vergi dairelerimize başvurdu.

“Faaliyetleri tamamen durdurulan kıraathane, internet kafe, sinema salonu gibi işletmelerin vergi yükümlülüklerini de erteledik. Küçük esnafımızın tamamına ve gelir kaybına uğrayan esnaflarımıza da hibe şeklinde destekler vermeye başladık. Taksi, dolmuş, servis işletmecileri gibi basit usule tabi tüm esnaf ve sanatkarımızı doğrudan destek ödemesi kapsamına aldık. Aynı şekilde lokantacılık, pastanecilik, kadın ve erkek kuaförü gibi faaliyetleri kısıtlanan sektörleri de aynı kapsama dahil ettik. Böylece 1 milyon 240 bin esnafımız 3 ay süreyle ayda 1000 lira almaya devam edecek. Ayrıca esnafımıza büyükşehirlerde 750, diğer şehirlerde 500 lira kira ödemesi desteği yapıyoruz. Lokanta, restoran ve kafe sahibi esnaflarımıza yeni bir hibenin desteğinin müjdesini de geçtiğimiz günlerde açıkladık. 2019 yılı cirosu 3 milyon liranın altında olan işletmeler, 2020’de yüzde 50 kadar ciro kaybı yaşadılarsa, yüzde 3’ü kadar hibe alabilecekler.

“Ekonomi politikalarının olumlu etkileri makroekonomik verilerimize yansımaya başladı. Öncü göstergeler 2020 yılını yüzde 1’in üzerinde bir büyümeyle kapatabileceğimizi gösteriyor.

“İhracat cephesinde işler maşallah güzel gitti. Tüm sıkıntılara rağmen 2020 yılını 169,5 milyar dolarlık ihracatla kapatarak program hedefini açtık. Kamu maliyesi konusu da güçlü olduğumuz alanlardan biridir. Mali disiplinin korunmasına gösterdiğimiz özen sayesinde 2020 yılı bütçe açığını yüzde 3,6 civarında tuttuk. 2021 bütçe açığı hedefimizi de yüzde 3,5 olarak belirledik. Türk Lirası dolara karşı yüzde 18, Euro’ya karşı yüzde 16 düzeyinde değer kazanarak gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi performansı sağladı. TL değer kaybında değil, bakın değer kazanıyor. Altın fiyatlarındaki gerilemeyle beraber merkezi yönetim borç stoğumuz 173 milyar lira azaldı. Vatandaşlarımız da yavaş yavaş Türk Lirası’na dönmeye başladı. Ben bu vesileyle tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Son 3 aylık dönemde gerçek kişiler piyasaya 4 milyar dolara yakın döviz sattılar. Ülkemizin risk primi de düşüyor. Yurt dışında portföy yatırımcıların finansal varlıklarımıza talebi güçlü seyrediyor. Bu olumlu gelişmelerin yanında ekonomide sorunlu alanları da biliyoruz.

“3-5 aç gözlü tüccarın milletimize ekmeğini ve aşını zehir etmesine izin veremeyiz. Hükümet olarak görevimizin meseleyi tüm boyutlarıyla incelemek ve tedbir almak gerektiği açıktır. Kaynağına indirdiğimizde kimi tüccarların açgözlülüğünün yanında, küresel olarak yaşanan fiyat artışının, kuraklığın ve yapısal sorunların etkili olduğunu görüyoruz. Özellikle uluslararası piyasalarda ayçiçeğinde 2 katına varan, soya fasulyesinde yüzde 50’yi, buğday ve fasulyede yüzde 40’a varan fiyat artışının sebebi budur. Geçtiğimiz yıl verdiğimiz 22 milyar liralık destekle tarımsal üretimin kesintisiz devamını sağladık. Bitkisel üretimimiz 127 milyon tonun üzerine çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık.

“Bu yıl da 24 milyar liralık bir tarımsal destek ödemesiyle üretimin sürmesini temin edeceğiz. Çiftçilerimi artan girdi maliyetlerinden koruyacak tedbirleri de alıyoruz. Yılın ikinci yarısında dünyadaki gelişmeler ve tedbirler çerçevesinde gıda fiyatlarındaki oynaklığın azalacağını düşünüyoruz. Kuraklığı ve gıda fiyatlarındaki artışı takip ediyoruz. Piyasa gözetimi ve denetimine devam edeceğimizin altını çizmek istiyorum. Gıda Komitesi, üretimden perakendeye kadar zincirin halkalarını değerlendirmeye ve tedbir almaya başladı. Rekabet Kurulu’nu da etkin bir şekilde harekete geçireceğiz. Elbette piyasa dostu ve kalıcı adımlardan yanayız ama özel sektörün de kendi üzerine düşenleri yapması şarttır.

“Salgındı, mutasyondu derken, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de alınan tedbirler işgücü piyasamızı menfi etkiliyor. Özel sektöre çağrı yapıyorum, gelin bu işi daha önce yaptığımız gibi bir seferberliğe dönüştürelim. Kadın ve genç istihdamı başta olmak üzere, atacağımız vizyoner adımlarla dünyaya örnek olalım. En iyisi neyse, yarınlarımız için bir an evvel onu hayata geçirelim. Bu ülke bizim, hepimizin, ayağa kalkarsak hep birlikte kalkacağız. Ben kaybetmeye inanmıyorum, bu noktada ülkemizin ve milletimizin kazanacağına inanıyorum. 2021’i salgın sonrasının hazırlık yılına hep birlikte çevirelim. Dünya aşı bulamazken hamdolsun bizde bu sıkıntı da yok. Burada da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Enflasyon hedefine birlikte ulaşalım ama yüksek faizle bu mümkün değil. Orada da düşük faizle bu işi başarabiliriz.

“Kalkıp da yatırımcı yüksek faizde yatırıma girebilir mi, giremez. Ancak düşük faizle yatırıma girebilmesi mümkün. Bu olduğu zaman istihdam, üretim, ihracat olacaktır. Bütün bunlar olduğu zamanda biz dünya ile yarışır hale geleceğiz.

“Bugünkü kabine toplantımızda salgın tedbirlerini yeniden gözden geçirdik. Aşı çalışmalarının sürmesi önümüzdeki dönemi görme bakımından önemlidir. Covid-19’un mutasyona uğraması herkes gibi bizim de işimizi zorlaştırıyor. Buna rağmen Allah’ın izniyle bu küresel sağlık krizinin üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. Dünyada bu konuda yaşanan ve ayyuka çıkan kriz yerli aşı çalışmalarına hız vermemiz gerektiğini gösteriyor. Yerli aşı çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Mart ayından bu yana süren bu salgın tedbirlerinin ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki olumsuz etkilerimi de gayet iyi biliyoruz. Bunların değerlendirmesini kazanımlarımıza halel getirmeyecek şekilde sürekli yapıyoruz. Kabinemizin bugünkü toplantısında da bu değerlendirmeleri ayrıntılı bir şekilde tekrar yaptık. Uzaktan eğitim öğretimin temeli olan internet erişimlerindeki sınırlılığı da dikkate alarak köy okullarında eğitimin 15 Şubat’ta başlatılamsı kararı aldık. Vaka artışı yaşanması halinde eğitim öğretime yeniden ara verilebilecek. Bizim için Covid hepsinden çok daha tehlikeli, daha önemli. Yavrularımızın kaybına tahammülümüz olamaz. 8 ve 12. sınıflar ile, ilkokul ve özel eğitim kurumlarındaki eğitim öğretimin 1 Mart’tan itibaren başlaması için hazırlıklar yapılacak. 1 Mart’tan itibaren eğitim öğretimin kademeli başlaması için gerekli çalışmalar yürütülecek. Vakaların belli bir sayının altına düşmesiyle esnafımıza yönelik kısıtlamaların da esnetilmesine yönelik takvimi de uygulamak istiyoruz.

“Yaklaşık11 aydır sabırla ve metanetle tedbirlere riayet eden milletimin her bir ferdine yine şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.”

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir