20 Eylül 2019 Cuma

“Devlet bu görüşmeleri zaten yapıyordu“

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, terörle mücadelenin, “bugünün konusu” olmadığını belirterek, “Bence bu politikaya, particiliğe malzeme yapılmaması gereken bir konu. Bugün yeni bir şey yapılmıyor. Devlet bu görüşmeleri yapıyordu. Bugün biraz daha şeffaf” dedi.

06 Ocak 2013 Pazar 13:59
“Devlet bu görüşmeleri zaten yapıyordu“

ANKARA – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, terörle mücadelenin, “bugünün konusu” olmadığını belirterek, “Bence bu politikaya, particiliğe malzeme yapılmaması gereken bir konu. Bugün yeni bir şey yapılmıyor. Devlet bu görüşmeleri yapıyordu. Bugün biraz daha şeffaf” dedi. 


Bakan Çelik, tv8’de katıldığı televizyon programında, terörün bir “yangın” olduğunu, ancak terörle mücadelenin, “bugünün konusu” olmadığını söyledi. Yangını söndürmek için ateşe yaklaşmak gerektiğine dikkat çeken Çelik, şöyle konuştu: 

“Böyle havaleci anlayışla bu işler olmaz. ‘Güvenlik güçlerimiz çözsün’ diyorlar. Geçmişte bu anlamdaki güveni sağlamak konusunda devlet havaleci anlamda da formüller, metotlar denemiştir. Aslında birçok yöntem denemiştir ama ağırlıklı güvenlik boyutu öne çıkmıştır. Şimdi amaç yangını söndürmek ise nereden su temin edildiğinden ziyade bu su yangını söndürmek için mi kullanılıyor ona bakmalıyız. Bizim amacımızı yangını söndürmek. Bence bu politikaya, particiliğe malzeme yapılmaması gereken bir konu. Bugün yeni bir şey yapılmıyor. Devlet bu görüşmeleri yapıyor idi. Bugün biraz daha şeffaf.” 

“BİZİM MUHATABIMIZ PARLAMENTODAKİ SİYASİ PARTİ OLAN BDP’YDİ”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, son dönemlerdeki tepkisinin altında yatan nedenin “BDP'nin üzerine düşen sorumluluğu üstlenmemesi” olduğunu vurgulayan Çelik, “Bizim muhatabımız siyaset kurumu olan BDP’ydi. Eğer üzerine düşeni, vatandaşın kendisine verdiği görevi yerine getiremiyorsanız o zaman muhatap olmaktan çıkıyorsunuz. BDP eğer oy aldığı halkının temsilcisi olarak parlamentoda böyle bir duruş sergilese, muhatap alınabilecek argümanları sunabilse, çözüme dönelik adım atabilse, o iradeyi ortaya koyabilse aslında bunların parlamento bünyesinde konuşulup çözüme kavuşturulması mümkün. Ama BDP bu iradeyi ve cesareti ortaya koyamıyor. Bana göre bu, oy aldıkları vatandaşa yaptıkları en büyük yanlıştır. Umarım yangını söndürme konusunda bir gayretlerinde samimi olurlar” dedi. 

“CEMAAT İLE TARTIŞMAMIZI İSTEYENLER OLABİLİR AMA FIRSAT VERMEYİZ”

Bakan Çelik, Hakan Fidan hakkında yeni bir hukuki süreç başlatılacak olmasının “Hükümet ve cemaat kavga mı ediyor?” şeklinde yorumlanmasını da değerlendirdi. Konunun abartıldığını belirten Çelik, “Hükümetin görev alanı belli, sivil toplum örgütlerinin görev alanı belli. Bu meseleyi bir çatışma olarak takdim etmeyi ben doğru bulmuyorum. Biz aynı alanda, aynı platformda değiliz ki nasıl tartışma olacak? Siyaset kurumu ayrı bir şey, hizmet kurumları ayrı bir şey. Sivil toplum örgütleri bizim rakibimiz değil. Onların alanı ile siyasetin alanı çok farklı. Bu meseleleri bir tartışma konusuna çevirmek isteyenler olabilir ama biz buna fırsat vermeyiz” diye konuştu. 

“KIDEM TAZMİNATLARI RAFTA”

Kıdem tazminatının, kamuda çalışanlar için bir güvence olduğuna dikkat çeken Çelik, şunları ekledi: 

“Özel sektörün bazı dallarında, bazı sektörlerde de güvence olarak görülebiliyor ama önemli bir düzeydeki çalışanlarımızın kıdem tazminatını hak ettiklerine rağmen alamadıklarını biliyorum. Kıdem tazminatı sistemi çok yönlü sıkıntıları beraberinde getiriyor. Öyle bir sistem kuralım ki, her ay çalışan vatandaşın kendi hesabına tazminat yatsın. Bu fon uygulaması özellikle işçiler açısından adaletsizliği ortadan kaldırıyor. 12 ay çalışma zorunluluğu yok. Bir ay bile çalışsanız paranız yatacak. Onun için biz ‘Tartışalım’ diyoruz. İşçi sendikalarımız ‘Biz bunu tartışmayız’ dediler. Başbakanımız dedi ki, ‘Biz oturup bir masada uzlaşılamayan bir konunun kamuoyunda tartışılmasını doğru bulmuyoruz. Biz rafta bıraktık bu konuyu.’ 

Geçmişte Türkiye çok şeyler yaşadı. Çok sıcak bir geçmiş. Dolayısıyla orada yaşanan hadiseleri bugün yargı sistemimiz demokrasi anlayışımız sorgulama noktasına gelmiş ise bence bundan rahatsız olmamamız lazım. Hukuksuzluğu hukuk yoluyla çözme noktasındaysa Türkiye, bu iyi bir şeydir. Bundan rahatsız olacak ne var? 28 Şubat'ta birçok şey yaşanmadı mı? Ben mi ayırdım, siz mi ayırdınız sermayeyi? Vatandaşları ben mi tasrif ettim? Ayrımcılıklar, baskı, tehdit yaşandı o süreçte. Bugün çalışma hayatımızda neler yaptığımızı, Başbakanımızın ne hizmetler yaptığını görüyor herkes. 10 yıllık Türkiye nereden nereye geldi herkes görüyor. Bu hizmetleri o itham edilen insanlar yaptılar. Onlar ne yaptılar? 28 Şubat'taki uygulamalarıyla Türkiye'yi 2000 yılında iflasa getirdiler. O 3-4 sene içerisindeki o müdahalenin faturalarını Türkiye ağır bir şekilde, ekonomik krizlerle ödedi. Aslında o gün dik duramayan siyasilerde hesabını sandıkta verdiler. Onun için o süreçlerde yaşananları görmezlikten gelmek, yaşananları duygusal başka bir boyuta çekmek değil, millete kim yanlış yapmışsa bence hesabını yargıda veriyor.” (ANKA) 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter

    www.altiokhaber.com

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz: