Akşener: Türkiye’yi uçuracak dedikleri bu ucube sistem 3 yılda doları uçurdu

Akşener: Türkiye’yi uçuracak dedikleri bu ucube sistem 3 yılda doları uçurdu

Denizli’de partisinin düzenlediği mitingde konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener “Türkiye’yi uçuracak dedikleri bu ucube sistem 3 yılda doları uçurdu” dedi.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Denizli’nin, benim gönlümde, ayrı bir yeri vardır. Çünkü Denizli, hürriyet ve demokrasi mücadelemizdeki, ilk durağımızdı. Çünkü Denizli, milletimize terörist diyenlere, meydan okuduğumuz yerdi. Çünkü Denizli; Bundan beş yıl önce, “İktidar yürüyüşümüz, bugün, buradan başlamıştır” dediğimiz yerdi. Bu kutlu yolun ilk kıvılcımı, bundan 5 yıl önce, Denizli’de çakıldı. O kıvılcım, memleketin dört köşesinde yanan, koca bir umut ateşi oldu. Durmadan çalıştık. Türkiye’yi, il il, ilçe ilçe dolaştık. Her türlü hakarete, Her türlü zorbalığa, Önümüze diktikleri her türlü engelin, korkmak şöyle dursun, efelerin cesaretiyle, üzerlerine yürüdük. Hakkı ve hakikati, yüzlerine haykırdık. Koltuk, makam, mevki hesabıyla değil, milletimizin huzur ve refahının hesabıyla, dimdik durduk.

Kıymetli Denizlili kardeşlerim; Biliyorsunuz, iki yıldır memleketi karış karış dolaşıyorum. Esnafımızı dinliyorum. Emeklilerimizi, memurlarımızı, işçilerimizi dinliyorum. İşsiz, umutsuz gençlerimizi dinliyorum. Fabrikalarını kapatan sanayicimizi, hayatı zehir edilmiş EYT’lileri, verilen sözlere rağmen, 3600 ek gösterge hakkı teslim edilmeyen, memur kardeşlerimi dinliyorum.

Mazota, gübreye, elektriğe, suya para yetiştiremeyen, Tarlasını ekemeyen, ekse bile süremeyen, Sürse bile, mahsulü elinde kalan, çiftçilerimizi dinliyorum.

Saraya kapanıp, millete sırtını dönen, Sayın Erdoğan ve ortaklarının, ısrarla duymadığı, inatla umursamadığı, bütün gerçekleri duyuyor, görüyor, öğreniyorum.

Kardeşlerim; niye buradayım biliyor musunuz? Çünkü memleketimiz darda, milletimiz zorda. Türkiye’de bugün, analar tencereyi kaynatamıyor. Türkiye’de bugün, babalar eve ekmek götüremiyor. Türkiye’de bugün, gençler kaçıp gidecek ülke arıyor.

Yazık değil mi? Günah değil mi? Bu aziz millete, varlık içinde yokluk yaşatmaya, ne hakkınız var? Ne diyordu kıymetli ozanımız Özay Gönlüm? “Testi içinde pekmez, bu pekmez bize yetmez.”

Peki bu pekmez, bize niye yetmez? Çünkü, testiye dadananlar var. Çünkü, memleketin zenginliklerine dadananlar var. Çünkü, milletin hakkına, hukukuna, alın terine, musallat olanlar var. Değerli kardeşlerim; İşte bunun için yollardayım. İşte bunun için, bugün buradayım. Milletin malını, üç-beş müteahhidin kasasına akıtanlara, ayna tutmak için buradayım.
Senin evladın işsizken, geline, damada, kayınçoya, 5’er maaş bağlayanları, utandırmak için buradayım. Açız diyene, “Abartıyorsun.” diyenleri, yüzlemek için buradayım. Sen ay sonunu getiremezken, sarayda sefa sürenlerin, sefasını bozmak için buradayım. Sen borç içinde yüzerken, utanmadan, uçan ekonomi masalları anlatanların yüzüne, senin gerçeklerini çarpmak için buradayım.

İş isteyenlere, burun kıvıranların, İşçiyi, memuru, EYT’liyi, yük görenlerin, Sokakları, kadınlara dar edenlerin, milletin malına çökenlerin devrini, artık bitirmek için buradayım. Ez cümle, bu kötü gidişe, artık bir dur demek için bugün buradayım!

Denizlili hemşerilerim; Önce şu gerçeği bir kenara koyalım; Türkiye, zengin bir ülke. Türkiye, çok büyük potansiyeli olan bir ülke. Türkiye, yoksulluğu değil, zenginliği hak eden bir ülke. Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu yok. Zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’yi inşa etmek için, ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Tek bir sorunumuz var. O da ne biliyor musunuz? Bu ucube sistem, ve beceriksizliğin kitabını yazan Ak Parti iktidarı.

Şimdi size sormak istiyorum; Bundan üç yıl öncesine göre, daha mı zenginsiniz? Bundan üç yıl öncesine göre, evlatlarınız daha kolay mı iş buluyor? Çiftçi kardeşlerim; Mahsulünüz, üç yıl öncesine göre, daha mı çok kazandırıyor?

Esnaf kardeşlerim; Sattığınız malı yerine koyabiliyor musunuz? Dükkanı çevirebiliyor musunuz?

EYT’li kardeşlerim; Üç yıl öncesine göre, daha mı umutlusunuz? Memur kardeşlerim, Üç yıl önce verdikleri sözü tuttular mı? Hakkınız olan, 3600 ek göstergeyi verdiler mi? İhracat yapan, sanayici kardeşlerim; İşleriniz, üç yıl öncesine göre, daha mı iyi?

Ev kadını kardeşlerim; Domatesi, biberi, patlıcanı, yağı, unu, şekeri, üç yıl öncesine göre, daha mı ucuza alıyorsunuz? Kasabın önünden geçebiliyor musunuz? Pazarda fileyi doldurabiliyor musunuz? Tencereyi kaynatabiliyor musunuz? Bu sesi duyacaksın Sayın Erdoğan! Bu sesi duyacaksın. İstesen de, istemesen de, bu sesi duyacaksın.

Senin duymak istemediğin feryat, işte burada. Senin görmek istemediğin gerçekler, işte burada. Milletin gündemi işte burada, işte bu meydanda.

Bu cevaplar bana değil. Geçen seçimde, “Ver yetkiyi, gör etkiyi.” dedin, milletine sözler verdin. Millet sözüne güvendi, yetkiyi verdi. Bugün, ülkeyi sen yönetiyorsun. İşte o nedenle, bu cevaplar sana Sayın Erdoğan. Bu cevaplar sana!

Artık köprüden önceki son çıkıştasın. Ya milletini duyacak, ve gereğini yapacaksın, Ya da ilk seçimde, boyunun ölçüsünü alacaksın. Ya saraydaki sefana ara verip, gerçeklerle yüzleşeceksin, Ya da sandık geldiğinde, milletin okkalı şaplağını yiyeceksin. Bu kadar basit.

Kardeşlerim; Demokrasinin en güzel yanı işte budur. Milletin başa getirdiği iktidar, eğer işini yapamıyorsa; milleti açta, açıkta bırakıp, memleketi zora sokuyorsa; O sandık gelir, milletin şaşmaz iradesi son sözü söyler. Millet kararını verir, ve işini iyi yapacak olana, gider yetkiyi verir. Türkiye bugün, çok derin bir krizle karşı karşıya. Şimdi ben de size soruyorum;

Bu iktidar, şu anda millete gidebiliyor mu? Yüzleri var mı? Esnafın arasına çıkabiliyorlar mı? Halkın arasına, tarım köylüsünün arasına gelebiliyorlar mı? Pamuk tarlasına girebiliyorlar mı? Pancarda varlar mı? Çarşıda pazarda gezebiliyorlar mı? Gençlerin karşısına çıkabiliyorlar mı?

Aynı Sayın Erdoğan’ın, bundan 20 yıl önce söylediği gibi; Öyleyse, tek çözüm var; Seçim! Seçim! Seçim!

Denizli’nin güzel insanları; Olan biteni görüyorsunuz. Sayın Erdoğan’ın inadı, Türkiye’yi her geçen gün, uçurumun eşiğine sürüklüyor. İşte son felaket: 2001 yılındaki krizde bile, 1,2 lira olan dolar, bugün 11 lira. “Türkiye’yi uçuracak.” dedikleri, bu ucube sistem, üç yılda doları uçurdu, enflasyonu uçurdu, işsizliği uçurdu.Beş müteahhit daha zengin oldu, ama milletimiz fakirleştikçe fakirleşti.

Doğalgaz fiyatları, ateş pahası. Domatesin, patatesin, etin, sütün, yoğurdun, şekerin, yağın fiyatı, ateş pahası. İşveren için maliyetler, iki katına çıktı. İşsizlik arttıkça artıyor. Artık geceleri, döviz kurunu takip ederken uykularımız kaçıyor. Sayın Erdoğan kafasına göre deney yapıyor, ama olan yine milletimize oluyor.

Buradan Sayın Erdoğan’ı, bir kez daha uyarıyorum; Şahsi hırsların uğruna, milletimize daha fazla eziyet etme. Bu millet, bu fakirliği hak etmiyor. Damadınla oyun kurdun olmadı. Onu gönderdin, başkasını getirdin, tutmadı. Mevsimlik Merkez Bankası Başkanları gelip gidiyor, tutmuyor. Anla artık, Sayın Erdoğan; Okey oynar gibi ekonomi yönetilmez. Istaka dizer gibi, kabine yapılmaz, bürokrat atanmaz. Bu ucube sistem yerinde durduğu sürece, bu ülke şahlanmaz. Bu kadar basit.

Denizli’nin iyi ve cesur insanları; Biz ne kadar uyarırsak uyaralım, Sayın Erdoğan bildiğini okumaya, her şey yolundaymış gibi davranıp, sorumsuzca konuşmaya, tam gaz devam ediyor. Üstelik sadece kendisi değil, çevresi de aynı…

Biliyorsunuz, bu arkadaşların, Japonya’ya karşı, nedense özel bir ilgisi var. Hatırlarsınız, pandemi döneminde, devletin haber ajansı aracılığıyla, Japon esnafının derdiyle, fevkalade dertlenmişlerdi. Şimdi de, cahil bir vekilleri aracılığıyla, Japon Yeni’nin, dolar karşısındaki durumuna dertlenmişler. Yahu anladık, bir yönetim krizi yaşıyorsunuz. Kaybedeceğini anladınız, oynatmanıza az kaldı, doktor arıyorsunuz. Onu da anladık. Anlıyoruz ve acil şifalar diliyoruz.

Ama oynatacaksanız, gidin bari ötede oynatın, kardeşim. Bu milletin asabını daha fazla bozmayın.

Denizlili hemşerilerim; Onlar Japonya’nın sorunlarıyla oylanırken; Maalesef Denizli, memleketin gerçek sorunlarını, tüm çıplaklığıyla yaşıyor. Bir yanlış ilk kez yapılıyorsa, ona kaza diyebilirsiniz. İkinci kez yapılıyorsa, ona hata diyebilirsiniz. Ama üçüncü kez yapılıyorsa, O yanlış, artık bir tercihtir.

Nitekim bugün; Paramızın pul olmasının sebebi de, Mutfaktaki yangının sebebi de, İşsizlikteki olağanüstü artışın sebebi de, Her geçen gün borçlanmamızın sebebi de, Sayın Erdoğan’ın bu evlere şenlik tercihleridir.

Sayın Erdoğan her konuşmasında, piyasaya güven yerine, şüphe vererek, Türk Lirası’nın, ortalama 25 kuruş, değer kaybetmesini tercih ediyor. Akıl dışı teorilerinde inat ederek, Esnafı, emekliyi, çiftçiyi, öğrenciyi hayat pahalılığına mahkûm etmeyi tercih ediyor. Geçilmeyen köprünün, kullanmayan tünelin borcunu, dolar cinsinden sırtımıza yükleyerek; Denizlili’yi yokluğa, yandaşınıysa ranta boğmayı tercih ediyor.

Haziran 2018’de, domatesin fiyatı 4 liraydı. Bugün 11 lira. Kıymanın kilosu, 40 liraydı, bugün 75 lira. Ev fiyatları, son bir yılda yüzde yüz arttı. Otomobil bayisinin, galerinin, yanından geçebilene aşk olsun. Birkaç yıl öncesine kadar, otomobili bir araç olarak bilirdik. Ancak bugün geldiğimiz noktada, otomobil artık bir amaç hâline geldi. Orta sınıf arabaların fiyatları, 500 bin lirayı geçti. Hatta araba, artık bir yatırım aracı hâline geldi.

İşte size, Sayın Erdoğan’ın, buram buram zeka kokan tercihlerinin sonuçları. Ama kendisine sorarsanız, her şey yolunda, enflasyon da yüzde 19. Güler misin, ağlar mısın? Gerçekten ibretlik.

Değerli kardeşlerim; AK Parti iktidarı başa geldiğinde, Denizli, kişi başına gelirde, 14’üncü ilimizdi. Bugün ise, 21’inci sırada yer alıyor. Denizli her geçen gün; zenginlikte, istihdamda, istikrarda geriye gidiyor.

Biliyorum; Ülkemizi içine soktukları bu durumdan, aynı benim gibi, siz de rahatsızsınız. Ama, “Ekonomi kötü” dediğinizde; Bu durumun sorumluları size; “Elinize dizinize dursun be!” diyecekler. “İş bulamıyoruz” dediğinizde; “Çalıştıracak eleman bulamıyoruz.” diyecekler. “Fiyatlar yüksek, enflasyon yükseliyor” dediğinizde; “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?” diye soracaklar. Herkes suçlu, ama bir tek Ak Parti ve Sayın Erdoğan suçsuz… Varsın olsun. Onlar istedikleri kadar, kulaklarının üzerine yatsın; Biz varız. Biz buradayız. Biz neredeysek, milletin iradesi oradadır. Biz neredeysek, milletin gündemi, milletin derdi oradadır. Çünkü, İYİ Parti neredeyse, milletin sesi oradadır!

Nitekim bugün, buraya gelirken, Milletin Kürsüsü’nü de yanımızda getirdik. Ve yine her zaman olduğu gibi, bugün de, sözü milletimize bırakacağız. Döne Altındaş Hanım aramızda. Saraydaki haramzadeler duysun diye, duysunlar da, bir nebze olsun, yüzleri kızarsın diye, Denizli’nin dertlerlerini bize, bizzat Denizlili bir kardeşimiz anlatacak. Buyur Döne Hanım, söz de, kürsü de, meydan da senindir.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir