Bakan Koca: 7 bin 428 sağlık çalışanı enfekte oldu

Bakan Koca: 7 bin 428 sağlık çalışanı enfekte oldu

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınında ‘pik döneminde’ olduğunu söylerken, “Düşüş trendine de girdiğini görüyoruz. Kalıcı olması önemli. Temasın ve mesafenin önemli olduğunu söylüyoruz. Gerekli tedbirlere uyum gösterilmemesi yeni bir dalgaya yol açabilir. Bu tedbirler uygulandığı sürece yeni bir pik dalgasının olmayacağını söyleyebilirim” dedi. Koca, Koronavirüs testi pozitif çıkan sağlık çalışanı sayısının 7 bin 428 olduğunu açıklarken, “Toplam birilerinin söylediği kadar değil, daha fazlası maalesef. Çalışanlarımız için bu dönemde ne yapmamız gerekiyora gayretle yaptığımızı düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Bilim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Koca, salgının yayılma hızının azalmasına rağmen tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi gerektiğini söylerken, 65 yaş üstü insanlar için sokağa çıkma tedbirlerinin de bir süre daha devam edeceğini belirtti. Koca, konuya ilişkin “Hiç olmazsa birkaç saat, gezmelerini, dolaşmalarını, trafikte araç kullanmadan yakın mesafe anlamında yapılabilir mi diye konuştuk. Daha net bir öneriye dönmedi” diye konuştu.

Maske kullanımının da önemsendiğini belirten Koca, ücretsiz maskelerle ilgili yaşanan tartışmalara dair gelen soruya “Maskenin Türkiye’de bedava dağıtılması hedefleniyor. Biz vatandaşın makeye para vermesini istemiyoruz. Maske için herkese kod gönderiliyor, bu kodla maske alınabiliyor. Bu anlamda kendilerine kod gitmemiş olan vatandaşlarımızın eczaneye gidip sormaları gerekmiyor” şeklinde yanıt verdi.

Koca, ölüm oranlarına ve hasta sayısına ilişkin tartışmaya da değinirken, “Bu rakamların gizlenebilirliği mücadelede en önemli pay olan vatandaşlarımıza yapılamaz. Siz gizlediğiniz rakamlarla tedbirleri alamazsınız. Biz DSÖ’nün kodlamasıyla, bütün dünyanın verdiği şekliyle pozitif olan vakaları bildiriyoruz. PCR testinde şüpheli gördüğümüz tüm hastalara tedavi uyguluyoruz, hatta filyasyon uyguluyoruz” açıklamasında bulundu.

İsveç’ten ambulans uçakla Türkiye’ye getirilen Emrullah Gülüşken ile hiçbir akrabalığının olmadığını söyleyen Koca, “Bu hastanın Türkiye’de tedavi edilmesinin gerekli olduğunu söylediler, getirilmiş oldu. Baba ve üç çocuğu getirilmiş oldu, büyük kızı ve 10 yaşındaki oğlunda da test pozitif çıktı. 7 yaşındaki çocukta test negatif çıkmış oldu. Solunum sıkıntısı olmayan ve takibi yapılan hastalarımız şu anda” dedi.

Koca’nın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Tehdit giderek zayıflıyor. Dışarı çıkıp baharı yaşamıyoruz. Ama içimizde bir diriliş var. Başarı 83 milyon olarak hepimizin. Mücadelemiz henüz bitmedi. Hepimiz çok iyi biliyoruz bu mücadelede düzen, dikkat, disiplin vazgeçilmezdir. Taviz vermezsek istediğimiz sonucu kısa sürede alabiliriz. Geride kalan günler kolay geçmedi. Hastalık korkusu ‘acaba bizi ilelebet esir mi alacak, salgında bir yakınımı kaybeder miyim’ diye endişe ettiniz. Bir yakınınızı kaybettiyseniz salgın günlerinin en büyük acısını yaşadınız. Bilin ki elimizden gelen her şeyi yaptık. Ramazan ayındayız. Ramazan’ı hiç alışık olmadığımız şekilde yaşıyoruz. Eskiden olduğu gibi aileler, dostlar bir araya gelemiyor. Fakat bu yılki Ramazan’ın benzersiz tarafı var. Hastalığa karşı her gün yeni iyi haberler alıyorsunuz.

“Salgın tüm dünyada 210 ülkeye yayılmış ve hayatı değiştirmiştir. Geçen Aralık ayında işin bu noktalara varabileceği akıllardan geçmiyordu. İlk resmi beyan 31 Aralık tarihinde yapılmıştı. Türkiye sağduyusunda tam zamanında ortaya koydu, bakanlığımız 10 Ocak 2020’de acilen operasyon merkezi kurdu. Bu yeni hastalığa karşı bir rehber hazırlayıp yayınladık.

“Riske karşı hareket planımız 11 Mart’tan tam 50 gün öncesine dayanmaktadır. DSÖ’nün rakamlarıyla özetlersek dünyada toplam 3 milyon 152 bini aşkın Koronavirüs hastası bulunmaktadır. Hayatını kaybedenlerin sayısı dünyada 218 bini geçmiştir.

“Ülkeler bazında iki güncel veri ise can kaybının 59 bini aştığı ABD’de dün 25 binden fazla yeni vaka açıklanmıştır. Sadece dün New York’ta 521 kişi hayatını kaybetmiştir. Dünyada halen kontrol edilemez bir güç olmaya devam eden Türkiye nasıl geriletti ve kontrol altına aldı. 83 milyon hep birlikte elde ettiğimiz başarının bazı nedenleri, stratejisi, kimi önemli detaylarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Bakanlığımız muhtemel riske karşı operasyon merkezini 10 Ocak’ta kurdu, aynı gün Bilim Kurulumuzu kurdu. DSÖ’nün hastalığı pandemi olarak ilan etmesinden tam 31 gün önce. Çin’deki ilk vakadan itibaren dünyadaki gelişmeleri izlemeye alıp yol haritamızı belirledik. Sağlık kurumlarımızı salgına hazırladık.

“Yurt dışı girişine karşı uyguladığımız tedbirler hastalığın geç girmesini ve zaman kazanmayı sağladık. Kademe kademe uygulanan tedbirler sonuçlarda çok etkili oldu. Diyebilirim ki Türkiye bu sınavdan yüzünün akıyla çıktı.

“Başarının tamamını özetleyecek olursak üç madde sıralayabilirim; tedbir, tespit, hızlı tedavi. Filyasyonun bugüne kadar başarımızda rolü büyüktür. Her yeni hastanın temas çevresinde iz sürdük. Tespit ettiğimiz yeni hastaları hemen izole ettik. Test kapasitemizi artırırken, hiçbir testi tesadüfen yapmadık. Yaygın tarama testi yapmak yerine şüphelilere odaklandık. Bu uygulamanın daha isabetli olduğuna inanıyoruz. Bu isabetli uygulamanın örnek olacağını umuyoruz. Sahada görev yapan filyasyon ekibi sayımız 5 bin 849’dur. Bunlar hastaların çevresinden 600 binin üzerinde kişi tespit etmiştir.

“Hastalığın yayılmasını tedbirler ve bu yolla önledik. Başarıdaki bu faktör, önemini son vakaya kadar koruyacaktır. Süreçte hastane ihtiyacımızı da baştan planladık. Muhtemel yatak ve yoğun bakım ihtiyacına göz önünde bulundurarak altyapısı yeterli tüm hastanelerimizi pandemi hastanesi olarak görevlendirdik. Acil olmayan, ertelenebilir durumda olan hastalarımızı erteleyip hastanelerimizi pandemiye hazır hale getirdik. Yatak doluluk oranını yüzde 60’lardan yüzde 30’lara indirdik. Yayılımı önlerken başarılı tedaviye zemin ve imkan oluşturduk. Temaslıları gözetim altında tutuyor, şikayeti olan kişilerin takibindeyse titiz davranıyoruz.

“Türkiye hastalığın yayılmasına karşı elde ettiği başarının aynısını tedavide de göstermiştir. Covid-19 hastaları için uyguladığımız tedavi birçok ülkeden farklılıklar göstermiştir. Covid-19 hastaları için uyguladığımız başarısı artık kanıtlanmış yöntem hekimlerimiz tarafından geliştirilmiştir. Tüm dünya için önemli değişikliklere gittik. Alınan sonuçlara göre neredeyse her hafta tedavi yaklaşımı daha iyi hale getirildi. Başka ülkelerde de yaygınlaşmasının hasta kaybını azaltacağını düşünüyoruz.

“Koronavirüs tedavisinde doğrudan virüse etkili bir ilaç geliştirilmiş değil. Adı geçen ilaçlar hastanın virüsle mücadele sürecini kolaylaştırıcı özellik taşımaktadır. Önceden bir ilacı temin etmiş ve stoklamıştık. Türkiye olarak bu ilaçlardan özellikle Çin dahil olmak üzere antiviral ilaçları da kullanır olmuştuk.

“Tedavi konusunda dünyadan bir farkımız daha var. Birçok ülkede tedavi yoğun bakımdaki hastalarla sınırlı tutuluyor. Biz tedaviyi belirti gösteren herkese uyguluyoruz. Türkiye’de hastaların zatürreye dönüşü yüzde 70’lerden yüzde 15’e düşmüştür. Dünyadaki uygulama yoğun bakım hastalarının vantilatöre erken bağlanması yönündedir, artık erken değil ileri aşamada bağlıyoruz.

“Pnömöni kritik bir durumdur, akciğer iltihabı ne kadar düşürülürse o kadar iyidir. Bilim insanlarımız yol gösterici yayınların hazırlığı içindedir. Hastalığın yoğun bakıma geçişi söz konusu olmadan yüksek akımlı oksijen uyguluyoruz. Ölüm oranlarındaki düşüşün sebeplerinden biri olmuştur. Yoğun bakımdaki hastalarda vefat oranları ise yüzde 58’den yüzde 10’a, entübe hastalardaki vefat oranı yüzde 14’e düştü. Gelişmeler hasta kayıp oranımızın azalmasında da aynı şekilde etkili olmaktadır. Vefat oranı şu an yüzde 2,58’dir. Dünyada 80’inci sırada yer alıyoruz.

“Eğer tedbirlere uyulmasaydı, sokağa çıkma kısıtı ihlal edilseydi, kısıt olmayan günlerde dışarı çıkma isteğine direnmeseydik bugünkü başarıyı yakalayamazdık. Sağlık ordumuzun başarısı da sınırlı kalırdı. Büyük başarının kahramanı sizlersiniz. Hekimlerimiz, bu başarıyı kişi başına düşen hekim sayısı az olmasına rağmen elde etmiştir. Sağlık çalışanlarımıza gösterdikleri özveri için daima müteşekkiriz.

“Türkiye halkıyla, yönetimiyle, hekimiyle, bilim insanıyla bugüne dek ulaştığı başarıya nasıl ulaştı? Koronavirüs salgınına karşı şu ana dek kazandığımız başarıyı üç faktör sağlamıştır. İlki sizsiniz, 83 milyon sağlamıştır. İkincisi hastalarla temas etmiş kişilerin taranması, filyasyonun başarıyla uygulanmasıdır. Üçüncüsü tedaviye olabildiğince erken başlamamız, ilaç kullanımında önemli farklılıkları ortaya koymamızdır. Çığır açıcı uygulamalara gitmemizdir.

“Salgının başlangıcında Türkiye virüsün ülkeye girişini geciktirebilen az sayıda ülkelerden biri olmuştur. Salgına karşı birlikte ciddi önlemler aldık, kontrolü hastalığın eline vermedik. Özel ve kamu tüm kurumlarımız bu mücadelede yerini aldı. Güçlü sağlık sistemimiz bu süreçte güvenli dayanağımız oldu. Beşinci haftada hastalığın seyri değişti, Koronavirüs tablosundaki veriler bize her gün umut veriyor. 11 Mart’tan bugüne geldiğimiz nokta kesin başarı noktası değildir. Başarı, tedbirleri artık terk edeceğimiz bir başarı değildir. Unutmamalıyız, günlük Koronavirüs tablosunda vaka sayısı henüz 0 değildir. Hastalık bitmedi, o halde mücadele devam etmelidir. Bunun sınırları, mücadelemizdeki başarıya bağlıdır. Her gün bir önceki günden daha iyi olacak.

“Bütün bakanlıklarımızın içinde yer aldığı, Bilim Kurulu’nun da tavsiyeleriyle normalleşmenin hangi tedbirlerle yapılacağıyla ilgili tartışıyoruz. Bu kararlar daha sonra açıklanmış olacak. Özellikle bu ay boyunca bir takım tedbirleri devam ettirerek nasıl bir normalleşme olacağıyla ilgili hazırlıklar tamamlanınca kamuoyuna bu açıklamalar yapılmış olur. 65 yaş ile ilgili gündem oldu. Hiç olmazsa birkaç saat, gezmelerini, dolaşmalarını, trafikte araç kullanmadan yakın mesafe anlamında yapılabilir mi diye konuştuk. Daha net bir öneriye dönmedi, bu da bir yaklaşıma gelirse görüş olarak Cumhurbaşkanı’mıza sunulmuş olur.

“Bulaşı oranının yüksek olduğunu biliyoruz, maske kullanımını bu dönemde son derece önemsiyoruz.

“Pik döneminde olduğumuzu söyleyebilirim. Düşü trendine de girdiğini görüyoruz. Kalıcı olması önemli. Temasın ve mesafenin önemli olduğunu, bu anlamda gerekli tedbirlere uyum gösterilmezse yeni bir dalgaya yol açabilir. Bu tedbirlerle yeni bir pik dalgasının olmadığını söyleyebilirim.

“Emrullah Gülüşken ile benim hiçbir akrabalık bağım yok, hiç tanımıyorum, aracı olanlardan da tanışık olduğum biri olmadı. Sayın Büyükelçimizle de görüşerek bu hastanın Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor mu diye konuştum, bu hastanın Türkiye’de tedavi edilmesinin gerekli olduğunu söylediler, getirilmiş oldu. Şu anki tedavi durumu ise bildiğiniz gibi iki gün yoğun bakımda kaldı, ciddi bir solunum sıkıntısı olmamasına rağmen kalp rahatsızlığının olduğunun söylenmiş olmasıydı. Bizim yaptığımız takiplerde de kapak sorunlarının olduğunu, ciddi bir sorun olmadığını anlıyoruz. Baba ve üç çocuğu getirilmiş oldu, büyük kızı ve 10 yaşındaki oğlunda da test pozitif çıktı. 7 yaşındaki çocukta test negatif çıkmış oldu. Solunum sıkıntısı olmayan ve takibi yapılan hastalarımız şu anda.

“Sadece onu getirmedik, Fransa’da solunum cihazından çıkarılmak istenen bir hastayı getirdik, daha dün çıkarıldı solunum cihazından. Dünyada devlet tarafından ücreti karşılanarak, vatandaştan hiçbir para alınmayan hava ambulansı hizmeti veren tek ülkeyiz.

“Salgınla mücadeleyi siyaset üstü yapmaya gayret gösterdik. Hiç kimsenin mücadelenin dışında kalmaya hakkı yoktu. Üzerimize düşen ne ise gereğini yapam için gayret içinde olduk. Lütfen bu konuları siyasete alet etmeyelim, istismar etmeyelim.

“Yapılmak istenen şu, biz toplumda özellikle TÜİK ile birlikte yaygınlığı, taşıyıcılığı bilmek istiyoruz. Örneklem yöntemiyle bir çalışma başlatıldı. Bir hafta içerisinde netleşmiş olur. Toplumdaki yaygınlık durumuna göre de yeni bir tedbir olup olmadığına göre Bilim Kurulu’nun gündemine gelmiş olur.

“İstanbul’la ilgili özel bir tedbirimiz yok. İstanbul’da özellikle vakalarımızın yüzde 60’ına yakını var. İstanbul ne bir Vuhan gibi, ne de Avrupa şehri gibi olan bir yer gibi değil. Yerleşimi çok farklı. Yoğun bir yerleşimi olduğunu, torundan dedeye kadar yaşamanın fazla olduğu bir kentten bahsediyoruz. Beşinci hastada İstanbul’un kontrol altına alınmış olması çok büyük başarı. Avrupa’da yapılmış olsaydı başka bir sonuçla karşı karşıya kalmış olurlardı. İlave tedbir almıyoruz. Diğer illerle ilgili demin size gösterdiğimiz tablo bütün Türkiye’yi size anlık gösteriyor. Bilgiyi saklamanın anlamı olmadığını söylemiştim. Önümüzdeki dönem bazı illerimizde tedbirleri biraz daha gevşetebiliriz. Önümüzdeki dönem vaka seyrine göre konuşulabilecek bir yaklaşım.

“İş yerleriyle ilgili normalleşme döneminde bir takım toplu çalışılan yerlerde test yapılmasını planlıyoruz. Gebze’de bu anlamda kurduk. Birçok sektöre test yapılabilirliğini sağlayarak normalleşmeye geçelim istiyoruz.

“Şu an enfekte olan sahada özveriyle çalışan sağlık çalışanlarımızın sayısı fazla oldu. Toplam birilerinin söylediği kadar değil, daha fazlası maalesef. Sağlık çalışanı enfekte sayımız 7 bin 428. Yani 1 milyon 100 bin sağlık çalışanımız için 7 bin 428 kişi. Vakalarımız içinde oranı yüze 6,5’e yakın. Avrupa’daki ortalama yüzde 10-11’lerde. Çalışanlarımız için bu dönemde ne yapmamız gerekiyora gayretle yaptığımızı düşünüyorum. Hayatını kaybeden hem sağlık çalışanlarımız, hem bütün vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

“Maske konusuyla ilgili 20-65 yaş arası herkes için, çalışanlara da gönderildiğini bilelim. Ama büyük işletmelerle ilgili de valilik üzerinden ayrıca göndermiş oluyoruz. Göndermiyoruz şeklinde bir yaklaşım olmadığını söylüyoruz.

“Maalesef Adana siyasetin konusu oldu. Daha önce verdiğim ifade Adana’daki doluluk oranı idi. Türkiye’deki yatak oranı 10 bin kişide 28. Adana’da Türkiye ortalamasının üzerinde olan 32. Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı 49, Adana’da 63. Neresi yeterli değil?

“Maskenin Türkiye’de bedava dağıtılması hedefleniyor. Biz vatandaşın makeye para vermesini istemiyoruz. Maske üzerinden ne gibi mücadelelerin de olduğunu biliyorsunuz. Maske için herkese kod gönderiliyor, bu kodla maske alınabiliyor. Bu anlamda kendilerine kod gitmemiş olan vatandaşlarımızın eczaneye gidip sormaları gerekmiyor. Kendilerine kod gelince eczaneye gitmelerini önemsiyoruz. Satış değil ama ücretsiz olmasını istiyoruz.

“Son günlerde siyasetin konusu yapılmaya başlanan bir konu oldu. Burada her rakamın bir can olduğunu unutmayalım, bu rakamların gizlenebilirliği mücadelede en önemli pay olan vatandaşlarımıza yapılamaz. Siz gizlediğiniz rakamlarla tedbirleri alamazsınız. Raporları hazırlayan ise, imzayı atan ise hekimlerimiz. Sağlık Bakanlığı mı imzalıyor? Bugün itibariyle 1 Ocak-29 Nisan ölüm sayısı 160 bin 888. 2020 için 163 bin 191. Aradaki fark, 2 bin 303. Beklenen ölümden bahsetmiyorum. Peki Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden canlarımızın sayısı kaç, 2 bin 992. Biz DSÖ’nün kodlamasıyla, bütün dünyanın verdiği şekliyle pozitif olan vakaları bildiriyoruz. PCR testinde şüpheli gördüğümüz tüm hastalara tedavi uyguluyoruz, hatta filyasyon uyguluyoruz. Ülkemiz için de PCR’ı yapılmış olan ve negatif olan bir vakayı başka sebepler olabilir diye araştırmalı, pozitif olan vakalar bildirilmeli şeklinde genel bir kural. DSÖ’den 24 Nisan’da bize gelen yazı bununla ilgili bir sorun olmadığı şeklinde. Ölümler üzerinden siyaset yapmayalım. Bu mücadelenin herkesi kapsayacak şekilde yapılması gerektiğine inandım.”

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir