19 Ekim 2017 Perşembe

Meclis önünde CHP'li vekillere polis müdahalesi

Meclis önünde açıklama yapmak isteyen CHP'li milletvekilleri ve Ankara Kadın Platformu Üyelerine polis müdahale etti. Milletvekilleri ile polisler arasında arbede yaşandı.

05 Ekim 2017 Perşembe 15:33
Meclis önünde CHP'li vekillere polis müdahalesi

 

Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlar, yasa tasarısı hakkında milletvekilleriyle görüşlerini paylaşmak için erken saatlerde Meclise geldi. Meclise girmek isteyen kadınların bir kısmı “yasaklı” oldukları gerekçe gösterilerek içeri alınmadı. Kadınlar Meclise girebilmek için bekleyişlerini sürdürürken CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve Antalya Milletvekili Niyazi Nefi Kara, Ankara Kadın Platformu üyelerinin Meclise alınmama gerekçelerini öğrenmek için Meclisin Dikmen kapısına geldi. Milletvekilleri burada yaptıkları açıklama esnasında polis müdahalesiyle karşılaştı.

"Bu anlayış yakında çok eşliliğe de getirir"

CHP’li Vekiller burada yaptıkları ortak açıklamada, “Kadın haklarını savunmayın diye Meclis’te kadınlara giriş yasağı konuldu. Biz gidip bu karara baktık. Meclis Başkanlığı medeni kanuna sahip çıkıyor diye kadınlara giriş yasağı koydu. Biz bunu kabul etmiyoruz. Medeni hakları elinden alınan bütün kadınlar Mecliste olmalıdır. Meclisin bu kararını protesto ediyoruz. Bu anlayış yakında çok eşliliği de getirir. Biz kadınlarımıza ve demokrasimize sahip çıkmaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

CHP Milletvekilleri, Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlarla birlikte şu açıklamayı okuyacaklardı:

"Hepinizin bildiği üzere İçişleri Komisyonu, küçük yaşta çocuk evliliklerini ve ikinci eş vakalarını arttıracak kadın düşmanı bir tasarı üzerinde çalışıyor. Yasalar toplum düzenini ve huzurunu temin etmek için uyulması zorunlu kurallardır. Anayasamızın hiçbir maddesi, huzuru bozmak veya ayrışmaya sebep olmak için yapılmamıştır. Ancak Hükümetin Meclis’e sunduğu ‘Müftülüklere nikâh kıyma yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Tasarısı’ adeta toplumun huzurunu bozmak için yapılmıştır.

Tasarıda, müftülüklere resmi nikâh yetkisi veren gerekçe şudur: 'Vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak, daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak amacıyla il ve ilçe müftülüklerine de evlendirme yetkisi verilmektedir.'

Bu çıkarıma hangi araştırmalar sonucu varılmıştır? Nikâh memurlarının yetersizliği nasıl bir araştırmayla tespit edilmiştir. İnsanlar evlenmek için kuyrukta mı bekliyor? Sıra mı var? Öyle ise bu tespitler komisyona neden sunulmamıştır?Müftülerenikah kıyma yetkisinin verilmesi, ülkemiz için ne elzem bir ihtiyaçtır ne de Anayasamız ile örtüşmektedir. Hükümetin bu tasarısı kanunlaşırsa toplumun laik yapısı zarar görecektir. Türk Medeni Kanunun geçerliliği sarsılacaktır. Öte yandan Anayasamızın 174. Maddesi olan ‘İnklap Kanunlarının Korunması’ maddesi ihlal edilmiş olacaktır. Hükümetin çabası, Türk Medeni Kanunu’nu etkisiz hale getirmek ve laik toplum yapısının içini boşalmaya çalışmaktır.

İçini boşaltmaya çalıştıkları Türk Medeni Kanunumuzun kabulüyle ne olmuştu?

-Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.

-Evlilikte resmi nikâh zorunluluğu ve tek eşle evlilik esası getirildi.

-Kadınlara istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı.

-Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın erkek eşit hale getirildi.

-Patrikhanelerin, din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.

Ancak üzülerek söylemeliyim ki İslam hukukunda tek bir kadının şahitliği geçerli olmuyor. En az iki kadının şahitliği 1 erkeğe bedel. Dolayısıyla kadın erkek eşitliği de ortadan kalkıyor. Kadının boşanma hakkı yok, kadın ancak erkeği ‘boş ol’ derse boşanabiliyor. İslâm Hukuku’nda mirasta kadına bir, erkeğe iki hisse veriliyor.

Oysa Medeni Kanunla kadınlara devrim niteliğinde haklar getirilmiştir.Evlilik yaşı kabul edilmiş ve çocuk yaşta evliliklerin önüne geçilmek istenmiştir. Erkeğin birden çok kadınla evlenebilmesi yerine tek eşlilik ve resmi nikah, kadın haklarının güvencesi olmuştur. Erkeğin ‘boş ol’ demesi yerine, kanunda yazılı sebeplere dayanarak hakim kararı ile boşanma, kız ve erkek çocuklara eşit miras payı gibi haklar getirilmiştir.

Bütün bunlar apaçık ortadayken Medeni Kanunun yürürlüğe girişinin 91. yılında ‘Müftüye resmi nikah yetkisi vermek’ medeni kanun ve laik hukuk kurallarından vazgeçmek demektir.Laiklik ilkesi, yurttaşların bir arada yaşamasının, demokrasinin ve kadın haklarının güvencesidir. Tasarı ile getirilen düzenlemeler,Anayasa’nın değiştirilmez, değiştirilmesi teklif edilemez laiklik ilkesini ihlal etmektedir. Tasarı ile getirilen düzenlemeler, Medeni Kanunun resmi nikâh hükmünü ihlal ediyor.Tasarı ile getirilen düzenlemeler, hukuk birliğini ortadan kaldırıyor, çoklu hukuka yol açıyor.Bu düzenleme yasalaşırsa Müslüman Türk vatandaşı ile başka bir dine mensup Türk vatandaşının nikâhını bir müftü nasıl kıyacak?

TBMM Çocuk Evlilikleri Alt Komisyonuna bilgi veren uzmanlardan biri hatırlarsanız şöyle demişti: “Adet olan kız çocuğu artık kadındır,9 yaşında da olsa evlenebilir diyen müftülerle karşılaşıyoruz.”Böyle bir müftüye nikâh kıyma yetkisi verirseniz kız çocuklarının halini düşünebiliyor musunuz? Düşünmedikleri ortada, düşünseler bu tasarıyı kağıda dahi dökemezlerdi. Ancak son olarak şuna dikkat çekmek istiyorum.

Müftülüklere nikâh kıyma yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanununda Değişiklik Tasarısının görüşüldüğü komisyon…Yani İçişleri Komisyonunun kaç üyesi kadın kaç üyesi erkek?

İçişleri Komisyonunun 25 üyesinden 24'ü erkek 1'i kadın!

24 erkek bir masa etrafında toplanmış kadının kaderini belirliyor.24 erkek bir araya gelmiş. Çocuk gelin vakalarına çözüm arayacağına, kız çocuklarının kaderini müftülerin eline bırakıyor.24 erkek bir araya gelmiş, tek bir kadına dahi danışmadan, kadını hiçe sayan kararlar alıyor. Müftü nikâhı ile toplum, müftüye nikah kıydıranlar ve belediyeye nikah kıydıranlar diye bir kez daha bölünecek ve ayrışacak.Müftülere nikah kıydıranların ne kadar dindar, belediyelere nikah kıydıranların ise dinsiz olduğu teması işlenecek.Bu tasarı kanunlaşırsa toplumun, nikâh üzerinden bölünmesine yol açacaktır.

Kurucu Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye için muasır medeniyetler seviyesini işaret etmektedir. Muasır medeniyetler seviyesi, diğer ülkelerden ileride bulunmak, daha adil, daha rasyonel haklar tanımak ve medeniyet seviyemizi üstün tutmaktır. Muasır medeniyetler seviyesini üstün tutma gereği, toplumda eşitlik ve adalet sağlanmalı.Seviyemizi daha yukarı taşımak için herkese adil haklar tanıyan yasalarımız olmalı.Bunun içindir ki ötekileşmeye, ayrışmaya, bölünmeye neden olan bu tasarıdan vazgeçilmelidir."

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    www.altiokhaber.com Twitter
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?

    
    Web Tasarım