Kanal İstanbul projesiyle içme suyu havzası imara açıldı, planlar askıdayken vatandaşların tapularına şerh konuldu

Kanal İstanbul projesiyle içme suyu havzası imara açıldı, planlar askıdayken vatandaşların tapularına şerh konuldu

Kanal İstanbul’un 10 köyü kapsayan 3. etap planlarına göre İstanbul’un su ihtiyacının bir kısmını karşılayan Sazlıdere Barajı’nın tamamı yok olacak ve kanala dönüşecek. Planlarla barajın çevresindeki içme suyu havzası da imara açılmış oldu. Vatandaşların tapularına daha planlar askıdayken şerhler konulduğu öğrenildi.

Yarımburgaz Mağaraları yok olabilir

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, kanalın çevresine “zemin + 3” kat izni verildi. Planlarda Şahintepe – Yarımburgaz Mağarası’nı kurtarmak için herhangi bir çözüm getirilmediği görüldü. İstanbul’da, günümüzden 400 bin yıl öncesinde ilk yerleşik yaşamın başladığı belirtilen Yarımburgaz Mağaraları yok olabilir.

Vatandaşların itiraz ettiği planlar bugün askıdan inecek. Projenin 3. etap planları, Çilingir, Dursunköy, Hacımaşlı, Hadımköy, Haraççı, Sazlıbosna, Güvercintepe, Kayabaşı, Şahintepe ve Şamlar olmak üzere 10 köyü kapsıyor. Planlama alanı toplam 5 bin 893 hektar. Planlama Hacımaşlı, Sazlıbosna ve Çilingir köy yerleşimleri ile Dursunköy ve Şamlar’ın tarım alanlarını içeriyor. Hektarlarca alana sahip Sazlıdere Barajı da bu planın içerisinde tamamen yok oluyor ve barajın bulunduğu alan kanalın bir bölümüne dönüşüyor. Barajın içme suyu havzası da imara kapalıydı ve koruma altındaydı. Planla bu alan da imara açılmış oldu.

Kanal İstanbul planına çok sayıda itiraz geldi

Bakanlığa sunulan itiraz dilekçelerinde planların, “yaşam kalitesini düşüren, halkın sağlığını tehdit altına alan, tarım, mera, orman alanları ve suyunu gasp eden kararlar içerdiği” anlatıldı. Dilekçelerde 2012 yılında belirlenen ve daha sonra sınırları değiştirilen rezerv alanının, bu plan kararlarına göre amacına uygun kullanılmadığı ifade edildi ve planların “planlama tekniklerine, şehircilik ilke ve esaslarına ve planlama mevzuatına aykırı” olduğu anlatıldı. Dilekçelerde son olarak İstanbul’un büyük ve giderek yaklaşan bir afet riski altında olduğu anlatılarak “Böyle bir durumda, çıkış gerekçesi 6306 sayılı kanun olan planların, amacına uygun biçimde, afet risklerini bertaraf etmeye ve İstanbul halkına güvenli yaşam çevreleri oluşturması beklenirken, bu kaygıları hiçbir şekilde taşımayan ve tamamen yapılaşmaya odaklanmış, doğal ve kültürel alanlar üzerinde büyük tahribatlara ve yıkımlara neden olacağı açık olan bir içerikle kurgulandığı, bu anamda açıkça şehircilik bilim ve ilkelerine, planlama ilke, teknik ve esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ve uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağı ortadadır. Bu kapsamda, anılan planlara itirazımın kabulü ve gereğinin yapılmasını talep ederim” denildi.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir